28 Temmuz 2010 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 225 - MAHKEME- İ KÜBRA

Nasihat. Müminleri uyandırmak, yolunu şaşıran, istikametini ve gideceği yeri unutan kimseleri uyandırmak içindir.

Şimdi içinde bulunduğumuza dikkat edelim. Hiç şüphesiz insan şereflidir. Cenâb-ı Allah insanoğlunu şerefli yaratmıştır. Eskiden hüviyet sorulduğunda, hüviyetimizi nasıl tarif ederlerdi?

- Sen kimsin?

- Ben Âdem a.s. zürriyetindeyim, bizim atamız Âdem a.s’dır anamız Havva a.s.’dır ve onun evlâtlarıyız.

- Maymunluğu kabul edenlere ne diyelim?

- “Atamız maymundur” diyen adamla kavga etme. O hayvanlığı, şebekliği kabul etmiştir.

Âdem as. zürriyeti, sonra milleti Îbrahim ve Habîbullahın ümmeti Muhammediyiz Êlhamdülillâh. Kavmimiz ya Arap’tır, ya Kürt’tür, ya Çerkez’dir, ya Yunandır, ya Rus’tur o başka mesele. Cenâb-ı Allah insanoğlunu çeşitli milletlere,çeşitli kavimlere döndürmüş, her birine bir husûsiyet vermiştir.

İnsana şerefi intisap etmiş olduğu yâni kendisine nispet edildiği Îbrahim Peygamberin milleti, ümmeti Muhammedî ve Âdem a.s zürriyeti olmakladır. Cenâb-ı Allah insanı şerefli yarattı ve insanlardan istediği;

- Benim şerefli yarattığımı sizde şerefli tutacaksınız.

İnsanları hakir etmek, insanları aşağılamak, insanları horlamak, insanlara zûlm etmek Allah’a âsiliktir. İmtihan dünyasıdır; kimisine zenginlik verilir, kimisine kuvvet ve salâhiyet verilir,fırsat verilir ve imtihan edilir.

“Verdiğim kuvvet ve salâhiyetle benim kullarıma nasıl muamele ediyor” diye Allah bakar.

Onun için kıyâmet gününde on kişiye hükmeden adam onbaşı veya dairede müdürlüğü neyse kıyâmet gününe elleri boynundan kelepçeli gelecek, durdurulacak ve o on kişide durdurulacak ve sorulacaktır;

- Bu size dünyadayken onbaşılık etti, burada korku yok, doğru söyle bu size insan gibi muamele ettimi? sizi Allah yarattı dedi mi? size hakkınızı verdi mi? size hürmetinizi gözetti mi?

Derlerse ki;

- Yâ Rabbi, sen gizliyi âşikareyi bilirsin, bu kulun bizim hakkımızı gözetti bizi kayırdı, eğrildiğimizde doğrulttu, ihtiyacımız zamanında bize yetişti bize insan gibi muamele etti, bizim hakkımızı verdi, biz hakkımızı helâl ederiz.

- Peki, kelepçeleri çözün.

Kendi şahsı hesabına o zaman baktıracak. Yok, eğer derlerse ki;

- Bu bize çok alçaklık etti, bizi ezdi, bizim için Allah yarattı demedi.!

- Hah dur bakalım şimdi.

Her birinizin hakkında onun çekeceği var. Kolay değil önümüzde Mahkeme-î Kûbra: büyük mahkeme duruyor. Yalan yok, yalan söylemeye başlarsa;

- Sus, azaların konuşsun.

O eller ne yaptı, ayaklar ne yaptı, bilmem nesi ne halt etti, hepsi ne işlediyse, ne zulüm ettiyse tıkır tıkır söyleyecektir.

“İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?” (kıyamet/36)

Yok, başıboş bırakılacak olsa, ormandaki hayvanat gibi bırakılırdı. Sen ormandaki hayvanat değilsin, sen insansın. Sana insanlık şerefi verildi. Bir insan bir dünyadan daha değerlidir. Ne kadar mahlûkatı varsa, sana o şerefi verdi. O şerefi gözetmediğin takdirde sen o Mahkeme-î Kûbrada cevap vereceksin

- Mahkeme-î kûbra ne zaman?

Onu ne sorarsın? Gözünü yumdun mu, açtın mı bitti. Gözünü
ne zaman yumacağın belli değil. Bir saat sonra gözünü yumacak olan adam milyonla olabilir, milyarla olabilir. Neye güveniyorsun? Niye büyükleniyorsun? Neden gururlanıyorsun? Bir dakika sonra senin başına ne geleceğinden haberin var mı? Düşünmüyor, insanoğlunun düşünmesi lazımdır.

- Mahkeme-î Kûbra oluncaya kadar ne kadar sene var?

Sen kendine bak, bir an içerisinde insan gidiverir. “Sağlam adamdı yahu sabah gördük düştü” diyebilirler.

Hiç yorum yok: