Zâhir ve bâtın düşmanların meskenini harap eden sıfat, sebattır. Evliyâların yanında en makbûl olan, mürit hakkında ve Müslümanlar için en mühim sıfattır. Büyüklerimiz şöyle derdi;
- Zâhiri ve Bâtıni düşmanların meskenini harap eden sıfat nedir?
İki düşmanımız var:
1 - Mânevi düşmanımız;
2 - zâhiri düşmanımız. Zaten mânevi düşman bizi zâhirde düşman yapıyor.
Mânevi düşmanımız şeytandır. Şeytanın ve tabîlerinin meskenini harab eden sıfat, sebattır.
Sabır başka, sebat başkadır.
Sabır: Gelen belâya dayanmaktır.
Sebat: Hak yolunda yürüyüşte ayağını direyip durmaktır, sâbit
kişidir yâni sözünde durur. Sâbır ve sâbit olan kimse muzaffer olur..
- Allah’ı niçin zikrederiz?
Bir kimse bir şeyi severse onu dilinden düşürmez hep söyler. Biz çok “Allah” dediğimizden dolayı, zikrin kıymetini takdir edemeyen ve zikrin neşesini, zevkini alamayanlar ne zikredersiniz diye karşı çıkıyor.
Sen birisini sevsen, hep söyler durursun. Bizde Allah’ı sevmek isteriz, severiz ama, daha fazla sevelim isteriz. Daha fazla sevmenin yolu, Allah’ı zikretmektedir.
Allah işitir ve görür, karınca dâhi kendisini yaratanı tespih eder.
- Söyleten kim?
- Allah.
Gizlilerin gizlisinde olanı Allah işitir,seni de görüyor. Senin şeytana mı, Rahmana mı çağırdığını hem görür hem işitir. İşini doğru tut, elini de doğru tut, gözünü, dilini ayağını doğru tutarsan böylelikle kalbini doğrultursun. Kalp doğru olduğu zaman, dilde doğrulur, elde doğrulur, ayakta doğrulur, her şeyin doğrulur.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder