Allahın sevdiği kul üzerine vâcip olanı, vâcip olduğu andayerine getiren kuldur .
“Sonra yaparım yarın yaparım”
Diyen kulu Cenâb-ı Allah sevmez. Her şey vakti vaktindedir. Hiç kimse yemek hazırken eh yemeyim de akşama yiyeyim. Demez. Kurulmuş hazır sofrayı sonra yerim diye ihmâl eden insan olmaz. Ömründe bir defa haccetmek farzdır meselâ,
“Bu sene gitmeyeyim de gelen sene gideyim!
Deyip seneye bırakmak ihmâldir. Gitmediği takdirde ölürse mesûl olarak gider. Bu sene hacca gitmek isteyenler bu hükümetlerin derdinden dolayı kontenjan ile olacak diye önlenmektedir.
“Mühlet veririm ama ihmâl etmem.” diyor,
Cenâb-ı Allah mühlet veririm fırsat veririm ancak benim mühlet vermem o kimseyi ihmâl ettiğim anlamına gelmesin. Cenâb-ı Allah kötülük yapan bir kimseye (haşa) unuttuğundan ön veriyor veya mühlet veriyor zannedilmesin. Mühlet verir, ne kadar mühlet verdiğinin, fırsat verdiğinin, ön verdiğinin ihmâli yoktur. Çünkü Cenâb-ı Allah ihmâli sevmez, ihmâlci kulu da sevmez.
Kuran- ı Kerimde;
“Haccetmek Allah’ın mümin kullar üzeride hakkıdır” (Ali İmran/97) Buyurur.
- Belki şimdi hazırlığım tamam oldu elime para geçti, ben hicaza gitmeye hazır oldum ne yapacağız?
Ankara’dan gelen emir altı ay evvelden adını yazıp paranı yatıracaksın, torbadan adın çıkarsa gidersin,
Kuran-ı Kerîm’de torba meselesi yoktur. Hicaza torbayla çıkacaksınız diye bir kayıt ta yoktur. İşte bunlar şeriatı tutarım diyen devletlerdir. Türkiye’nin kabahati yoktur, Çünkü o “benim ne uzaktan ne yakından şeriatla âlâkam yoktur.” der. Lâkin hicazdakine ne demeli? Kontenjan koyan o.
Hak; Kimin üzerine hac mevsiminde hac günlerinde haccetmek eline geçtiyse, yani gidebilecek kuvveti varsa bedenen ve mânen gelsin ziyâret etsin diyor. Gerçi hac ömürde bir defâdır ama insanın gelen seneye çıkıp çıkmayacağı belli değil. Onun için farz olduğunda taze taze farzı ihmâl etmeden yap demek isteniyor.
Malezyalı, Endonezyalı genç insanlar evlenmeden önce bir defa hacca gider, çünkü evlendikten sonra hanımın çoluk çocuğun derdi derken gidemeyebilir. Onun için ilk hac vazifesini yapar sonra gelir evlenir. Bilhassa Allah emrinde ihmâl af olunmayacak günâhtır. İhmâl etme, namazı geciktirme, namaz vakti girdiğinde sonra kılarım deme;
HİKÂYE
Surûrî Hz.lerinin yapı ustası bir mürîdi varmış. Ezan okunduğunda sonra gidersin diye şeytan gelir ve ona vesvese verirmiş. Şeytan bu defâ insan kıyafetinde gelmiş. Ezan okunmaya başlayınca Surûrî Hz.lerinin mürîdi hemen câmiye, cemaate gitmek için malayı koymuş, önlüğü çıkarmış, şeytan demiş ki;
- Nereye gidiysun?
- İşte ezan okundu, câmiye gidiyoruz.
- Sen bu sicimi bitirinceye kadar iki üç taş kaldı tamamla öyle git, gelince daha rahat edersin,
- Beni bu kadar düşünüyorsan, gidip gelene kadar bu iki üç taşı koy da sicimi tamamlamak sana olsun.
Câmiden çıkınca gelmiş bakmış yarım taş bile koymayınca o tanımış;
- Hay kâfir şeytan ben seni tanımaz mıyım? Bu taşlar kadar taş düşsün başına.
İşte şeytanın nasihati böyle nasihattir hep tersinedir, bir emri bıraktıramazsa hiç olmasa sonra yap! diye ihmâl ettirmeye çalışır. Çok insanda o vesveseye uyar:
- Hadi bunu bitireyim de sonra gidip kılayım!
Yok! Allahûekber dedi mi, önlüğü çıkar orada bırak, namazı tamamla.
Cumanız mübarek, her şey gönlünüzce olsun.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder