4 Temmuz 2010 Pazar

SOHBET DÜNYASI - 215 - NEDEN SOHBET?

Sayılı günler bitecektir. Buluşuyoruz sonra ayrılıyoruz. Bu dünyada buluşmakta var ayrılmakta var. Hiçbir kimse hiçbir kimseyle bu hayatta dâimi beraberlik yapamaz.

Herkes ayrı ayrı yaratılmıştır. Eğer teker teker yaratılmamış olsaydık hepimiz birbirine yapışık çıkacaktı. Fabrika işi olurduk. Cenâb-ı Hak her insanı müstakil olarak yarattı, her insan bir nevîdir. Nevî, şahsına münhasırdır. Mesela, Cemâlettin bir tânedir, onun ikinci modeli yok.

Cenâb-ı Hak kudretiyle her insanı bir türlü yarattı. Sûreti de başka, tabiatı da başka, fikirleri, emelleri, hedefleri başka her şeyiyle başka.

Her insanın kalbi bir şeyle meşguldür. Her insanın kalıbı başka, tuttuğu efkârı başkadır. Bu Cenâb-ı Allah’ın kibriyâsına delildir.

Bir kafanın üstünde iki göz, bir burun, bir ağız, iki kulak bu altı aza herkeste vardır. Gözler görmek için, kulaklar işitmek için, ağız yemek içindir ama altı aza öyle bir tertiple insana verilmiştir ki ayırt edilebilir. Resme baktığında bu Burhânettin, bu Cemâlettin diye fark ediyor. Hiçbir kimsenin, bu altı azayı bir başın üzerine milyonlarca çeşit terkip etmesine imkân yok. Kâdir ve muktedir olan Allah’tır!

Bize söyletilen veya söyletilmek istenen mesele; Bu âlemde yalnızsın ve yalnız yaşayacaksın. Sen kendi kader çizginin üzerinde yürüyeceksin. Dünya da buluşuyor, bir müddet sonra ayrılıyor. Herkes gene kendi kader çizgisine gider. Hiçbir sûretle insan bir ikinci kimseyi kendine bend edip yaşayamaz.

Düşün; bazı yapışık kardeşler çıkar, ikizdir ama büyük zahmettir, onlar keşke bizde ayrı ayrı olsaydık diye temenni eder. Demek ayrılmamız bize Cenâb- ı Hakk’ın ilahi bir lütfûdur ki bir başka kimseyi yanında sürüklemiyorsun. Herkesin kendi kader çizgisinde devam etmesi ilâhi bir hikmettir. İçinde senin yararına olarak hesapsız hikmetler vardır. Âhirette öyle değil.

- Aman ne güzel meclis, keşke hiç sonu olmasa…!

Bu imkânsız olanı istemek ve imkânsızın arkasına düşmek demektir. Dünyanın usulü bu. Buluştuğun vakitte de her buluşmandan bir fayda hâsıl olsun.

Mümin, Müslüman kişi bir başka Müslüman ile buluştuğunda bir fayda doğar. O faydayla ruhun yükselir. Onun için bir, iki, üç saatte olsa ruhlar buluşmak ister. Üç saatten fazla insanların sohbet için toplanmaları Nakşibendi Tarîkatında uygun değildir. Üç saat son raddesidir, üç saatten sonra vücuda ağırlık gelir, meclisin bereketi kalkar.

Ta Malezya’dan, Mısır’dan, Türk’ten, Amerika’dan, Almanya’dan ihvanımız var hepsi ziyaret maksadıyla, bir fayda almak ümidiyle geliyorlar. Allah onları boş çevirmesin. Boş çevirmek Allah’ın adeti değildir. Cismâni olarak kuvvet elde ettiğin gibi, rûhani olan kuvvetini de arttırmaya uğraşmalısın,

O zaman her buluşmada bir basamak daha yukarı çıkarsın. Allah’ın kapısına bir adım daha yaklaşmaya gayret et. Sohbeti ve buluşmayı arayacaksınız, ondaki bereket büyüktür. Üstünüzdeki yükü alır atar. Size daha kuvvet giydirir. Tembelliği alır atar, yükü hafifletir, kuvvet artar.



Not Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: