
Ey Rabbimiz sana teslim olduk İslâm dini kabul ettik, Müslüman’ız, gönderdiğine inandık bizler müminleriz, sana tevekkül ederiz kendi zaafımızı, zayıflığımızı âcizliğimizi idrak edip bu idrak içerisinde sana dayandık, sana sığındık senin bize vereceğin ilâhi lütufla, senin râzılığın yolunda yürümeye niyet eyledik,
Bu bir sohbettir, dershane de değiliz, ders hanede olan efendiler kendilerine verilen dersleri öğrenmeye ve bilmeye mükeleftir. Derslerini hocalarından can kulağıyla dinler ve öğrenirler çünkü imtihan
olacaklardır.
Lâkin bu bir sohbettir, bir hasbıhâldir, bir nasihat cinsidir. Herkes kendi kendini mükellef tutar ve kendi iktidarına, kendi arzu ve iştiyakına göre bir şey öğrenmek ister. Burada her sınıftan ve her çeşit kabiliyet üzerine bulunan insanlar olur. Netice itibariyle söylenen söz veya konuşma, burada hazır olan kimseye göre olur ve ondan nasibi olan herkes istediği kadar alır, istediği kadar bırakır. Burası serbest bir meclistir ve herkes kendi kendini mükellef tutarsa tutabilir. Bizim tarafımızdan size mükellefiyet
verilmez. Yani mekteplerde size teklif giydirilir de, sizi okutanlar öğreneceksiniz diye mükellef tutar. Bizde o zorlama yoktur, ister kendini mükellef tut ister tutma.
Nitekim Cenâb-ı Allah habîbine;
“Sen kendini bunlar için dinliyor dinlemiyor diye helâk etme, sen teblîgatını yap kullarımı muhayyer bıraktım ister inansın, ister inanmasın!”.
Bizde bu tâlimat üzerineyiz, din meselesi insanın kendi vicdanını alâkadar eden bir husustur. Sen ve vicdanın karşı karşıya kalırsın. Vicdanının sesini dinlersen kendini mükellef tutarsın. Vicdanının sesini tıkayıp işittirmek istemezsen o zaman istediğini yaparsın. Onun için bu bir sohbet toplantısıdır.
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder