9 Şubat 2011 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 116 - EN BÜYÜK KERAMET.


Kerâmetlerin en büyüğü bir hizmeti üzerine alan bir kimsenin o kabul

etmiş olduğu hizmeti geri bırakmadan Ben bu işi yapacağım! diye tâ sonuna kadar devam ettirebilmesidir. Bugün yaptı, yarın yaptı, ertesi günüde yaptı sonra bıraktı.

Bir işi yapacağım diye Allah huzurunda söz verdiysen onu devamlı olarak yapmalısın. O hizmette devam etmen senin için en büyük kerâmettir. Aldığı hizmeti, hizmet ki; hakka hizmettir. Hakk’a hizmeti sen taahhüt ettin üzerine aldın, yarı buçuk bırakmayacaksın. Mükellef olduğun akıl baliğ olduğun andan itibaren, dünyadan gidinceye kadar o emâneti taşıyacaksın.

Bulunduğumuz bu meclis, emanet bir meclistir. Bir vazifeyi üzerine alan hoca, bunu herhalde devam ettirirse büyük kerâmete mazhar olur. Ahdinizi devam ettirmeniz sizin hakkınızda büyük bir kerâmet olacaktır.

Bizim inancımıza göre ins ve cin vardır, insanlar ve cinnîler ibâdet için yaratılmışlardır. Hepsi ümmeti Muhammedî dendir ve cin tayfasından da camilerde hazır olan ve ibâdet eden cemaat sınıfları vardır. Burada bizim gibi âdem evlâdından bir kimse bulunmasa, tâife-î cin diye hak kelâmdan hitap edip, ayeti kerîme oku, hadisi şerif oku, çık, git. Muhakkak ki o meclise rahmet iner. Allah’ın görünen ve görünmeyen kullarından erişmek isteyenler olur, meclise yetişirler. Kalabalık ve genç meclisin devamı, Allah’a dönüşün bir müjdesidir.

Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok: