
1669 yılında Anadolu hisarının dışındaki Eğri kapı çöplüğünde dolaşan biri yuvarlak bir taş bulmuş, gitmiş kaşıkçıya göstermiş, o da bakıp,
- Bu taştan çok bulunur, al bu iki kaşığı da git,
Kaşıkları alan ferah etmiş, kaşıkçı onu almış kuyumcuya götürüp 10 altına satmış. Kuyumcu taşı arkadaşlarından birine göstermiş, kıymetli bir elmas olduğu anlaşılınca sus payı istemiş, aralarında kavga çıkmış. Mesele kuyumcu başıya aksetmiş, kuyumcu başı da ellerine birer kese altın vererek taşı almış. Fakat vakayı sadrazam Köprülüzade Fâzıl Ahmet paşa duymuş, taşı kendisi için satın almaya hazırlanırken mesele pâdişaha aksetmiş.
- Yanımızda sultana lâyık bir mücevher var!
4. Mehmet bir hat tu hümayun ile elması saraya getirtmiş ve elmas tıraşına verilmiş. Taş işlenince ortaya 48 kratlık nadîde bir elmas ortaya çıkmış.
Kuyumcu başıya kapıcı başılık rütbesiyle bir kese bahşiş ikram olunmuş. Kaşıkçı elması Topkapı sarayının hazîne dairesinde hâlâ gösterilir, o koca alâmet dünyada bir tanedir. Allah’ın hikmetiyle kaşıkçı elmasının Eğri kapı çöplüğüne nasıl düştüğü tarihin bir sırrı olarak kalmıştır.
Bu ibret almak içindir. İslâm’dan anlamayan adamda tıpkı elmastan bir şey anlamayan çöpçü gibidir. Kendini dev aynasında gören adamlar, İslâm cevherini tanımadıkları için iki kaşığa satar. Onun için siz İslâm’ın hakikatini öğrenmeye gayret edin.
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder