Yeryüzünden sonra insanoğlunun gök yüzüne de seyahatleri olacaktır. Yeryüzünde cismâni hayatınla bir müddet dolaşır gezersin, sonra rûhaniyetinle gökyüzüne yolculuğun olacaktır. Yeryüzünde dolaşman bittikten sonra gökyüzünde de dolaşman olacaktır. Onun için yeryüzünde hangi istikamette gideceğini sana bildirmek için sana kılavuz gerekir.Gökyüzündeki yolculuğumuzu bildirmek, o yolculuğa bizi hazırlamak için Peygamberler gelmiştir. Yalnız yeryüzünde olsaydı yeryüzünün tedbirini herkes bilir. Lâkin eninde sonunda gökyüzüne yolculuğun olacaktır. Vücudunu kabristana taşırlarken senin canını da gökyüzüne yolculuğa alacaklar. Senin rûhun gökyüzüne vücudun kabristana ayrılacaktır. Ayrılacaksınız. Herkes ayrılacaktır.
- Acaba gök yüzüne de yol alırken ne var?
İki istikamet var olduğunu bildiriyorlar; birisine İlliyin derler, birisine Siccin derler. Rûhumuzun vücudumuzu bıraktıktan sonra hareketi, illiyine ya da siccine doğru olur.
Dünya iki dünyadır, birisi aydınlık dünya, birisi karanlık dünya. Dünyada iki hayat vardır: aydınlık dünyada yaşayanlar, bir de karanlık dünyada yaşayanlar.
Aydınlık dünyada yaşayanlar dünyada Peygamberlerle yaşayanlardır. Karanlık dünyada yaşayanlar şeytanlarla beraber yaşayanlardır.
Dünyadan ayrılırken ruh vücuttan ayrıldığında, eğer ölüm meleği senin ruhunu aydınlık dünyadan aldıysa, senin gökyüzündeki istikametin illiyine doğrudur.
illiyin: Cennettir, cennetin terminalidir. Azrâîl a.s., senin ruhunu karanlık dünyadan topladıysa (Allah’a sığındık), onun ruhunun istikameti siccinedir.
Siccin: cehennemin terminalidir kıyâmete kadar orada bekletilecektir. Onun için gelen Peygamberler bu haberle geldiler dediler ki;
“Eğer bu dünyadaki hayatının istikameti aydınlık dünya ise rahat ve huzurlu yaşarsın. Karanlık dünyaya girersen ki ebû câhilin, ebû lehe bin, firavunun, nemrutun dünyalarıdır, oraya girersen onların arkasından seninde gideceğin yer siccindir. Aydınlık dünyaya gidersen sıddıkların, Salihlerin, sahâbe-î Kîramların, Evliyâların, Enbiyâların konakları olan illiyine gideceksin”
Yüz dört kitabın hülasası bunun içindedir. Dünyada şunu bunu yapıyoruz ama her işimiz niyetimize göredir. Kuyu kazdırırsın, bahçeye bakarsın, ticaret yaparsın. Hizmetin aydınlık dünyaya ise sana hiç zarar vermez, lâkin sen karanlık dünyada kuyu kazarsan, bağ bahçe yaparsan, helâli haramı tanımadığın için senin işin yaramaz.
Dünyada aydınlık apaydınlık tarafı tut, korkma sana bir şey dokunmaz, ne bombadan, ne tanktan, ne tüfekten, ne atom bombasından, ne hidrojen bombasından, ne oksijen bombasından, hiçbirisinden korkun olmaz. Aydınlık dünyada olan kimseler Cenâb-ı Hakk’ın hıfzı emânındadır.
Cenâb-ı Hak dilediği kulunu muhafaza eder. Korkma. Aydınlık dünyada duranlara istediği kadar yukardan atom bombası, hidrojen atsın, ne isterse atsın, dokunmaz. Dünyanı tâyin et, aydınlık dünyada dur. Karanlık dünyaya girene çok korku var. Allah’a sığındık. Allah’ın hududunu gözetelim. Allah’ı sayalım sayılalım, Allah’ı sevelim sevilelim. Allah;
“Ben size Bana zorla ibâdet ediniz diyerek teklif etmem Ben’im ihtiyacım yok, Bana takdim edeceğiniz sevginizdir, Beni severek yapacağınız ibâdet yanımda makbûldür. Zorla yapılan ibâdeti istemiyorum”
Allah’ı sev ve say, Allah seni sever ve saydırır
Not; Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder