26 Temmuz 2009 Pazar

SOHBET DÜNYASI - 58 - ZAMAN VE MEKANIN DIŞI

Cenab-ı Allah'a hamd ederiz ki bizi iman ile şereflendirmiştir. Mübarek Recep ayıda Cenab-ı Hak'kın kendi zatına nispet edip de şereflendirdiği;

''Benim ayımdır''

Diye kadrine tazim ettiği aydır. Bu ayın 27. gecesi mübarek Miraç kandilidir. Nafile ibadetle o gece ihya edilmeye gayret edilir. Elbette ki mübarek gün ve geceler Cenab-ı Allah'ın tayinindedir. Miraç Gecesinin de ayrı bir hususiyeti vardır. Zaten her gecenin kendine ait bir hususiyeti olmuştur. Bu gece bütün alemlere hidayet olmak üzere ve bütün alemlere hidayet olmak üzere gönderilmiş olan Efendimize Cenab-ı Hak'kın onun mutlak risaletini tasdik ettirmek üzere vermiş olduğu mucizelerle dolu mübarek bir gecedir.

Cenab-ı Hak ilk insan ile peygamberlik müessesesini kurmuştur. Hz. Ademle başlayan ilk peygamberlik; onun başlangıcını yeni doğan ayın haline benzetsek, devam ede ede peygamberlik hilali Efendimizde dolunay olmuş, tam mükemmel suretini almıştır. Efendimizde kemal bulan peygamberlik müessesesinde ondan ötede artık başka bir kemal aranmaz. Binaenaleyh eğer bu bizim dünyamız sonsuza kadar devam edecek olsaydı, Efendimizin risaleti, yeni peygamberliği bu insanlara kafidir. Ondan fazlası aranmaz.

En mükemmel risalet Efendimizde tamamlanmıştır. Efendimizin dünyaya teşrifleri ve peygamberliğini ilan ettiği andan itibaren elbette ki şer kuvvetleri, şerri temsil eden şeytan ve ona tabi olanlar, insanları ilahi rahmetten mahrum ettirmek için Allah'ın ilahi lütuf ne inamından, ebedi nimetlerinden mahrum ettirmek için, şeytan ve yardımcıları harekete geçmişlerdir. Efendimizin temiz ve hep ulvi olan davetine ki;

'' Ey insanlar bir Allah'ı kabul ediniz, bir Allah'ın varlığını ve size mabudun hak olduğunu kabul ediniz, Ona kulluk ediniz''

Dediğinde onun davetini ilk reddeden kendi kavmi olmuştur. Mekke-i Mükerreme' deki kendi insanları ilk karşı çıkanlar olmuştur. Şeytan onları karşı çıkarttı;

- Kabul etmeyiniz, bunca yıldır hayalimizden şekillendirip tapmakta olduğumuz tanrılarımız vardır, yahu bu kadar tanrıları biz ne yapacağız? Müzeye mi koyalım? Nasıl olacak bu kadar tanrılardan biz vazgeçip bir Allah'a dönersek ötekiler ne olacak?

Diye ilk karşı çıkan kendi ahalisi oldu. Efendimiz ağır bastırmaya başladığı vakitte şeytan bu sefer onların Efendimize kaymasından işkillenmeye ve telaşlan maya başladı ve;

- Öyleyse bunu da sorunuz, sizin gibi bir insan değilse mucize göstersin! Yani insanların yapamayacağı işlerden bize göster ki inanalım.

Onun üzerine mucizeler gösterildi;

- Sihirbazlıktır, göz bağıcılıktır.

Deyip Hak ile gelen mucizeleri de inkar ettiler. Nasibi olan iman etti de nasipsizler iman etmedi. Efendimize kendi insanları, kendi kavmi etmedik eziyeti bırakmadılar, her türlü eza ve cefayı yaptılar. Efendimize Cenab-ı Allah;

''Ey Habibim sabreyle çünkü netice senin zaferinle noktalanır.''

Efendimiz Mekke-i mükerremeden bir defa Taif'e gitti. Belki Taif'teki insanlar daha mülayim olur, iman ve İslam dairesine gelirler diyerekten. O zaman oranın habis insanları, müşrikleri, onlarda Efendimize daha ziyade eza ve cefa ile ona hücum edip Taif'ten onu uzaklaştırdılar ve Efendimiz mahzun olmuştu;

- Ya Rabbi, Sen bilirsin, eğer Sen benden razı olmuşsan bu kulların ezasından ben üzülmem . Ancak benim istediğim Senin razılığındır. Ya Rabbi, ben Senin yolundayım, Canım, ruhum Senin içindir. Ya Allah Sen razı olduktan sonra bütün insanların bana eza etmesi bana bir şey getirmez. Mühim olan Senin razılığındır.

Böyle mahzun bir halde Mekke-i Mükerreme'ye döndüğü vakitte o gecede Cenab-ı Hak Habisine Cibril-i Emin'i gönderdi ve ona bildirdi ki;

''Ya Muhammed Mustafa s.a.v.; Rabbin Celle ve ala, seni bu gece mülk ve melekutunu, melekut ve Ceberut unu sana gösterip, Cemaliyle seni şereflendirmek murad eder Ey Habib hazır ol''

İşte oradan başladı ve uzun olarak devam eder. Cenab-ı Hak Habibini ilk olarak Mekke-i Mükerreme'den, Burak-ı Şerifle Kudsü Şerife getirdi. Kudsü Şeriften Peygamberlerin karşıladıkları huzurda Efendimiz bütün peygamberlere imam olarak iki rekat namaz kıldırdıktan sonra Miraç kurulup, yedi gökler geçilip, Sidretül Münteha'ya varılmış, ondan sonrada Cibrillin son durağı olan o makamdan ileriye, ceberut alemlerine, Cenab-ı Hak'kın huzuruna Refref gelip, oradan da ileriye yalnız Efendimiz davet edilmiştir. Efendimiz mülkü de Melekutu da seyretmiş, Ceberut alemine yetişip Cenab-ı Hak ile mülaki olmuş, Cenab-ı Hak ile görüşüp, baş gözleriyle görmüş tek insan, tek varlıktır. Varlıkta ne kadar mevcut varsa hiç birisine o şeref verilmiş değildir. Ancak insanlığın ebedi fahri ve iftiharı olan Efendimizin baş gözleriyle Cenab-ı Mevlayı nasıl gördüğünün keyfiyetini , söylemesi mümkün değildir.

Cenab-ı Hak ile konuşup,Cenab-ı Mevla’nın Cemalini seyrettikten sonra izni ilahiyle, Allah'ın izniyle tekrar ümmetlerini Cenab-ı Hak'ka, Rablerinin huzuruna davete gönderilmiştir. Bu kadar zaman ve mekanı gidip aşıp gelmesi, döşeği henüz soğumadan gidip gelmiş olması, muazzam mucizedir, zamanın ve mekanın dışında kaldığı için, bu üzerinde durduğumuz dünyadaki ölçülere sığmaz, akıl onu ihata edemez. Yalnız iman yoluyla bunu müminler kabul eder. İnanan kimselere ne mutlu. İnanmayanlar mahrum olanlardır. Bu mübarek geceden Allah bize ilahi feyizleri nasip etsin.

Kafirler iki bin senedir;

- İsa a.s.'ın yolundayız.

Diye iddia ederler, aslında değiller, terk ettiler. Lakin İsa Peygamberden sonra onların dinlerini şeytanlar değiştirip bozduğu halde, onlar bozuk itikatlarına devam ediyorlar. Onlar yılbaşlarını kilisede yapıyorlar, bizimkiler kendi evlerinde kendi kendilerine bir şeyler uydurmuşlar yapıyorlar. Onlar bir inanca bağlanmışlar, bizimkiler ne camiye ne kiliseye orta yerde kalmışlar.

Allah uyumaz, Allah seyrediyor. onun için bize tayin olunmuş olan bir mahkumiyet var. O mahkumiyetten biz Allah'a dönmedikten sonra kurtuluş yoktur. Her yerde adım başı barlar, meyhaneler, pavyonlar, diskolar her pislikle memleket dolmuştur.

Bu insanları kontrol eden kalmamıştır. Allah'ta bir milleti bırakırsa o millet ayakta duramaz. Allah'a dönülecek zamandayız. Elhamdülillah artık Cuma namazının genel çoğunluğunu gençler oluşturuyor. İşte deccalları çıldırtan nokta burasıdır. Ümidimiz odur ki İslam her yerde kavranacaktır. Elbette ki Allah'ın ilahi yardımı O'na inananlar içindir.


Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok: