“Fitne uykudadır, uyandırana Allah’ın lâneti olsun”Diye Peygamber Efendimiz lânet etmiştir. Allah bizi fitne uyandıranlardan etmesin.
- İslâm dinini yıkmak için nasıl uğraştılar?
Hak ezelidir, Hak ebedîdir. Bâtıl yoktur. Batılın vücudu sabun köpüğü gibi görünüp kaybolur. Sular akarken köpük sellerle akar ama köpüğün görüntüsü sonra kaybolur. Köpüğün varlığı ancak bir görünüştür ve biter. Batıl ise kısa zaman bir görüntüsü olur, çokları o görüntüye takılır ve o görüntünün onlara bir şey vereceğini zannederler. Bir de bakarlar ki kaybolmuş gitmiştir. Onun için insanlar ya Hak cânibinde, yani ya Hak tarafında bulunurlar veya batıl tarafta bulunurlar. Batıl tarafta bulunanlar asıl suyu göremeyenler ve köpüğe kendilerini kaptıranlardır.
Köpüğe kendisini kaptıranlar tabî köpük kaybolduğunda onlarda kaybolacaktır. Onun için saltanat ve hükümranlıkları hak üzerine olanlar devamlı kalıcılardır.
Hükümranlıklarını bâtıl üzerine kuranlar, Er geç bir zaman içerisinde yıkılıp kaybolacaklardır. Dünya kuruldu kurulalı hak ve bâtıl mücadelesi: Hakkı temsil edenlerle, bâtıldan yana olanlar çatışmışlar, birbirleriyle muharebe etmişler ve sonunda bâtıl ehli kaybolup gitmiş, hak ehli ayakta durmuştur.
Hak ehli yıkılmaz. Hak ile olan yıkılmaz. İslâm hak ile gelmiştir, bin beş yüz senedir İslâm üzerine hücum edip “yıkacağız” Diyorlar. Cenab-ı Hak buyurdu ki;
“Ey Habibim,biz seni hak ile gönderdik. Sen aralarındayken ne de onlardan ayrıldıktan sonra senin yaptığın, yücelttiğin İslâm binâsını kimse yıkamayacaktır. Çünkü temelleri hak üzerinedir. Korkma, onlar sen dünyadan gidesin ve senin getirdiğin din sönsün diye bekliyorlar”
Öyle zannediyorlardı.
- Sabredelim, bekleyelim bu dînin himâyecisi ve kurucusu olan Muhammed s.a.v. dünyadan gidecektir, gittiği vakitte tamam. O zaman kurmuş olduğu binanın yıkılması çok kolay. Biz binlerce yıldır bu bâtıl dinimizi tutuyoruz, çok kolaylıkla onun getirdiğini örtbas eder, yıkar bitiririz.
Müşrikler, kâfirler, Hıristiyanlar ve Yahudiler böyle zannediyorlardı ama avuçlarını yaladılar. Efendimiz s.a.v. dünyadan gitti ahirete teşrif etti, huzuru Rabbûl âlemine vardı ve İslâm günden güne gelişti, genişledi, hükmetti, hâkim oldu. Yıkılmanın tersine, mağripten maşrıka açıldı. Efendimiz s.a.v. zamanından bin defa büyüyerek genişledi, bina yükseldi.
Meselâ: Efendimiz a.s. zamanında bina bir kattı. Hz.Ebûbekir zamanında, o esasa dokunmadan ikinci katı daha üzerine koydu. Müşrikler o bir katı hemen yıkabiliriz zannetmişlerdi. Hz. Ebûbekir’den sonra yıkılır zannettilerse de sonra Hz. Ömer geldi üç kat daha oldu. İslâm, Hz. Ömer’in zamanında hudutlarını genişletti.
- Bunun hakkından gelelim, ortadan kaldıralım ki bu yaşadıkça İslâm açılıyor.
...Ve Yahudilerin kisvesiyle, ateşperest acemlerin hileleriyle Hz. Ömer efendimizi şehit ettiler. Çünkü Hz. Ömer efendimiz kisrâyı baş aşağı yıktı. Ülkesini Islâma kattı, insanlarını İslâm’a çağırıp şereflendirdi, akabinde;
- Hz. Ömer’i şehit ettik, bitirdik, ondan sonrası dikiş tutturamaz, gözleri yılar... Diye düşündüler.
Hz. Osman geldi, o binanın üstüne daha kuvvetli bir İslâm devleti meydana çıktı. Dediler ki;
- Biz bunu da ortadan kaldıralım, bu da bu binâyı daha kuvvetlendirdi, İslâm’ın mîrası yıkılsın artık yükselmesin.
...Ve Hz. Osman’ı da şehit ettiler. Hz. Osman efendimizin yerine Ali keremallahu vecha Hz.leri geldi. Onun zamanında İslâm daha genişledi, daha kuvvetlendi, yıldız daha da parladı, dediler ki;
- Bunlar peygamber ashabının en güzideleridir, bunları da ortadan kaldıralım ve ne yapacaklarına bakalım..
...ve Hz. Ali efendimizi de şehit ettiler. Onun akabinde Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin efendilerimiz geldi. Hıristiyanlar ve Yahudiler komplo üzerine komplo, hile üzerine hile koydular, her melâneti yaptılar, Hz. Hasan efendimizi zehirleterek, Hz. Hüseyin efendimizi de kerbelâda şehit ettiler, dediler ki;
- Kurtulduk! Peygamberin en yakınları gitti ya, kaldık biz bize, şimdi kim gelirse hakkından geliriz,
Hz. Muaviye geldi, İslâm’a düşman olan, İslâm’ı yıkmak için uğraşan nemrut askeri, şeytan askeri orada bir sürü fitne çıkardı.
Ondan sonra gelen umera, İslâm’ı genişletip yaydılar. Bilinen üç kıtada hüküm ferman olan dinimizin kudretli, azametli saltanatını kurdular.
İslâm medeniyeti göz kamaştıran güneşler gibi parladı. Gene İslâm’a düşman olanlar bu dînin yıkılmasını isterlerken, İslâm daha da ileri gitti. İslâm hak temeller üzerine kurulmuştur, yıkılması olamaz.
Fitne çıkıp ta Emevi saltanatı yıkılırken İslâm sancağını Abbâsiler ele aldı. İslâm sancağı yere düşmedi. Bağdat’ta öyle bir İslâm medeniyeti ortaya çıktı ki dünya hayran oldu. Gene İslâm’ın düşmanları terbiye olmadı. Bu kadar yıkmak için uğraştıkları halde İslam binası yükseliyordu.
- Bu hak binâdır bizde bu hak binâya girelim. Demediler.
Abbâsiler zamanında İslâm’ın en parlak medeniyeti zahir oldu. Çeşit türlü hilelerle onu da yıkmayı başardılar, Bağdat’ı da talan ettiler ve sonunda İslam’ın sancağı Osmanlıya devrolundu. Cennet mekan, Firdevs aşiyan olan ecdat-ı izâmımız selâtiyi Osmaniye; Osmanlı pâdişahları, İslâm sancağını aldılar yücelttiler ve yalnız İslâm tarihinin değil bütün dünya tarihinin en muazzam imparatorluğunu kurdular. En yüce medeniyetini, en yüce adâlet ve insâfını temsil ettiler ve ettirdiler. En yüksek medeniyet seviyesine İslâm’ı yetiştirip, bütün güzelliklerini işlediler ve bütün dünyaya gösterdiler.
Başta Yahudiler olmak üzere arsız Avrupa kâfirleri, hepside Osmanlı İmparatorluğunun ekmeğini yedi, yardımını gördü. Bununla beraber içlerindeki gizli kin ve adâvetleri eksilmedi arttı.
İslâm’a karşı olan hasetleri, kıskançlıkları,çekememezlikleri arttı.Tâ ki ecdâdı izâmımızın kurmuş olduğu cihan devleti, Âliyyeyi Osmaniye’yi yıktılar.
Tarihin garip bir cilvesidir ki koskoca devleti Âliyyeyi bizim adımıza, bizimle yıktırdılar. Bizim elimize kazma küreği verip bize yıktırdılar ve İslâm garip kaldı. Seksen sene oluyor ki İslâm garip olmuştur.
İslâm sancağını tutacak ne bir sultan, ne pâdişah, ne kral, ne imparatoru vardır. İslâmın sancağı gizlenmiş, saklanmış, ilâhi muhafaza altına alınmıştır ve ilâhi vaad odur ki; İslam sancağını bir daha çıkaracağım. Bu İslam sancağı magribi maşrıkı kaplayacaktır. Bütün insanlık İslâma gelecektir ve düşmanlar bileceklerdir ki İslâm hak temelleri üzerine kurulmuştur yıkılmaz.
Allah, İslâmın en garip zamanında bizi göndermiş. Lâkin Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim ki Hz. Mehdi a.s.’ın saltanatını da bize göstersin. O zamanda İslâma hizmet ile ve kendi kulluğuyla bize şeref versin. Habibinin şânına tâzim ettirsin.
Not: Ş: Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder