27 Aralık 2008 Cumartesi

SOHBET DÜNYASI - 24 - GAYE NEDİR, NE OLMALIDIR.



- Hakiki îman mertebesi nedir?

Hakiki îman mertebesinde olan adamın maksat ve gayesi ilâhi ente maksûdî dır.

Benim istediğim, kast ettiğim aradığım, bulmak istediğim ve yetişmek istediğim sen’sin. Çünkü Allah’ın varlığı ebedî ve ezelîdir. Cenâb-ı Hakk’ın varlığı dâim ve kâimdir. Onun yokluğu düşünülemez. Başka her şeyin yokluğu olur, düşünülür mânâsı; hepsi yokluğa mahkûm olur. Asli varlık, evveli olmayan ebedi varlık, mutlak var oluş Allah’ındır.

Mümini hiçbir şey Allah’a doğru hareketinden men edip hakka doğru yürüyüşünü engelleyemez. Müminin önüne çıkıp;

“Beni ara beni iste, beni bul, beni kazan, benimle yetin” diye gözünü dolduracak hiçbir şey yoktur. Îmanı fırsat vermez.

Mümini dünyadan alıkoyan her şey dünyadan sayılır. Dünya mümini Allah’tan alıkoyarsa kötüdür. Allah’a doğru yürüyüşünde ona yardım ederse makbûl olur.

- Dünya melundur ne demektir?

Melun, lânetlenmiş demektir. Allah’ın yolunu isteyen kimsenin bana talip ol, nereye gideceksen ben senin önündeyim diye önüne geçer. Domuz Bolşeviklerin çocukları aldattıkları gibi:

- Allah’ı çağır size şeker versin,
O masum çocuklar, çağırırlar bir şey yok,
- Lenin’i çağırın!
Çağırırlar,
- Haa..! işte al şeker!

O domuzların şeytanlıkları gibi dünya müminin hemen karşısına geliyor;
- Ben varım nereye gidersin, ne istersin?

Dünyayı karagöz perdesinde oynatıyor gibi insanların önüne çıkarıp çeşit türlü gösteren karagözcü, şeytandır. Durmadan insanların gözünün önüne getirir.

Seni Allah’ı aramaktan eden her şey melundur. Dikkat et, hiçbir şey senin Allah’a doğru yürüyüşünü engellemesin ve yolunu kesmesin. Engelleri aşasın ve çengellerden kurtulasın. Sıratın üzerinde o engeller ve çengeller seni çekip cehenneme düşürecektir. Kalbinde dünya muhabbeti olan insan sırat köprüsünden selâmetle geçemez. Dünyaya muhabbet büyük bir çengeldir. Dünyayı Allah’ı bulmak için iste ve Allah’ı bulmak yolunda kullan.

- Dünyanın var oluşunun sırrı nedir, dünya niçin verildi?

Dünya, Allah’ı bulmak yolunda onu kullanasın diye verildi. Dünyaya tapıp kalasın diye değil. Aşıp ta Mevlâ’yı bulasın diye verildi. Bir basamaktır, basasın ve mâbuduna ulaşasın diye verildi.

Dünya murat değildir, maksutta değildir lâkin murat ve maksut için arada vasıtadır ve vesiledir. Vasıtayı sen maksut yerine koymamalısın. Tayyâre vasıtadır ama maksat Beytullahtır. Gönlünü tayyâreye verip te kalırsan, Beytullahtan mahrum olursun. Vasıtasız Kâbeye varamayacağımız için tayyâreyi isteyeceksin, arayacaksın, bulacaksın ve bineceksin. Dünya Mevlâ’yı bulmak için vasıtadır. Olmasa Cenâb-ı Allah dünyayı yaratmazdı. Şimdi dünyanın var oluşunun sırrı da meydana çıktı. Namaz vâsıtadır, gâye değildir. Oruç vâsıtadır, gâye değildir, zikir, cihat ve hacda öyledir.

- Gâye nedir?
Gâye Allah’tır, Mevlâ’dır. Her ne yaparsan vasıtadır ve Allah’a ulaştırmak, yaklaştırmak içindir. Şimdi millet şaşırıp gâyeyle gâyeye giden yolları karıştırıyor, yollarda kalıyor ve gâyeye ulaşamıyor. Maksadını aydınlık tut ve maksadını bil. Maksada yetiştirecek vasıtadan da gâfil olma.

Öyleyse Allah bu dünyayı niye yarattı? Diye sorma. Yarattı ki Mevlâ’ya giden yoldur, vasıtadır. Bineceksin ve yetişeceksin. Lâkin bu vasıta çok güzel senin nefsâniyetini okşuyor, sevindiriyor diye gâyeyi unutup ta tayyâredeki yem yiyecekle, uçuşla, seyir ile meşgul oldun mu gayeden mahrum kalırsın. O tayyâre de lânetlenir içindekiler de. Buna dikkat et.

Cenâb-ı Allah bizim gözümüzü kendisinden başka yere döndürtmesin. Allah’a bakalım.
Bir söz var tavuk su içer Allah’a bakar derler (Suphanallah!) O söz ibret içindir. Boş söz değildir. O hayvan hayvanlığıyla;

- Bu suyu, bu hayatı veren Mevlâ’ya bakayım şükredeyim. Der.

Sen dünyayı gâye tutarken, nerede insanlık, nerede insanı kâmil rütbesi. Sözü ters anlama, dünya var Mevlâ var, lâkin dünya Mevlâ’ya giden yoldur, akılsızlık edip de yolda kalma. Mevlâ’ya gitmeyi unutuyor, piknik yapıyor. Saraydan sana dâvet olsa, pikniği çok beğendik deyip yatsan, orada kalır, kurda kuşa yem olursun. Dünyada kalma Allah’a yetiş. Dünyaya dünyada kalmak için değil, Mevlâ’ya gitmek için geldin.

Sultana git sultana, zindana değil ey akılsız, zindana koşma, zindandan çıkmaya bak Sultana koş Sultana. Ezel, ebed Sultanına.




Not. Ş. Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok: