20 Aralık 2008 Cumartesi

SOHBET DÜNYASI - 21 - ALLAH YOLUNDA TRENİ KAÇIRMA

Hiçbir şey seni Allah’ın yolundan alıkoymasın, Hiçbir şey Allah’tan daha kıymetli olamaz. Etrafımızda olan her şey fânidir. Mevlîdi şerîfi yazan Süleyman Çelebi Hz.(Allah derecatını âli eylesin), Cenâb-ı Hakk’ın azâmetini çok basit kelimelerle târif eder;



Ol dedi bir kerre var oldu cihan

Olma derse mahvolur ol dem heman



Ol dedi bir kerre; çok basit kısa bir sözle Cenabı-ı Hakk’ın azâmet ve kudretini avam tabakasına anlatıyor. Ol; kûn feyekûn, ol dedi hemen oldu. Kün Arapçada ol mânâsındadır. Kêf harfiyle nûn harfidir. Kêf ile nûnun kûn olması için; kaf nûna vurduğu vakitte kûn olur. Kaf nûn harfine yetiştimi emir meydana çıkar yani nûna yetişmeden o derecede süratle Cenâb-ı Hakk’ın istediği vâsıl olur.



Ol dedi bir kerre var oldu cihan; Burada cihan dendiği zaman halkın dilinde cihan âlemdir, kâinattır. Cihan avam tabakasına daha yakın bir sözdür. Kâinat dediği vakitte daha yüksek bir tabakaya hitap eder ama avamın gözünde cihan dedin mi her şeyi içine alan büyüklük mânâsındadır.



Olma derse mahvolur ol dem heman; Varlıktan kaybolur biter, senin arkasından koştuğun ne varsa, bütün cihan olsa değeri müsâvisi sıfırdır. Onlardaki varlık kün emrine bağlı yâni ol emrine bağlıdır. Olma emriyle kaybolur ve mahvolur biter.



Allahu Teala istese kâinatı bir an içerisinde yokluğa gönderir, yok eder. Kûn! emri verildiğinde, o emir katiyen geri çevrilmez ve karşı gelinmez. Bir an-ı vakitte bu kâinat gibi milyonlar ve milyarlarca âlemleri halkeder. Allahu Tealaya yorulmak yoktur. Yoruldu mu, O’nun üzerine yükü koyan başka kuvvet var ve o yükü kaldırmaya insanın zorlandığı gibi zorlanır demek olur: Ama Allah yorulsa, Allah olmaz (haşa)! yani Allah yorulmaz.



Allah sana yorulmayı ve zıddı olan rahatlığı verdi,

Hayatı verdi ve zıddı olan ölümü verdi,

Gündüzü verdi ve zıddı olan geceyi verdi,

Yazı verdi ve yine zıddı olan kışı verdi.



Cenab-ı Allah istediğini yaratır. Herşey O’nun Ol emriyle varlığa gelir. O’nun için zorluk yoktur, ağırlıkta değildir. Semâ-î dünya dediğimiz gökyüzü yıldızlarla ve kerkeşanlarla doludur. Hepsiyle bir bir alâkadar olan Cenab-ı Hak’tır.



Hiç şüphesizdir ki, hiç bir şey kendi haline bırakılmaz. Kendi haline bırakıldığında kaybolur ve varlıktan çıkar. Bu âlem kendi haline bırakılmadığı için ilâhi iradenin altında yürür. Allah dilediğini yapar, dilediğini yıkar. Diriltir ve öldürür. Dilediği gibi kış veya yaz yapar. Dilediği mahlûkatı kimseye sormadan tüketir ya da yaratır.



Allah, Allah’tır. Allah’ın şânı yücedir ve O’nun yüceliğine ölçü bulunmaz, azâmeti kibriyasına hudud yoktur. Eğer Allah c.c. azıcık yorulsaydı o azıcık yorulmalar O’nu ezecek (haşa!) mağlub edecekti. Azıcık:



- Meselâ ne kadar az?

Bizim hayal hududumuzu aşan bir okyanusun, uçsuz bucaksız sahilinin içinde toplu iğne kadar yorgunluk gelse, o birike birike hepsini sarar ve Onun Allah’lığı kalmaz (haşa)! O zaman acz iczar etmiş olur ki; Allah âciz olmaz! Ezelden ebede acz O’na hiç bir suretle ulaşmaz. Acz bizim mikyâmızdadır. Cenab-ı Allah yorulmaz.



Cenab-ı Hak Ramazan-ı Şerif için “sayılı günler” demekte: bu sayılı günler otuz gün değil, otuz milyar olsa veya hayalinin yetiştiği kadar sıfır ilâve etsen ve onu ikiyle çarpsan yinede bir gün bitecektir, çünkü sayılıdır. Mânâ okyanusunda bizim aklımız çok ufak kalır. Bu muazzam seneler ve zamanın içerisinde bir noktacık olsa, o noktacık bir gün gelecek, o hayalimizi zorlayan okyanusu bitirecektir.



- Bitmeyen nedir?

Sonsuzdur. Onun için dünya hayatı için koşturma, rızık çok koşturmayla artmaz. Allah bize neyi taksim ettiyse o gelecektir. Dünya meselesinde insan yorularak bir şey kazanmaz. En çok yorulan çobanlar, çiftçiler, ırgatlardır ve onların aldıklarına baktığımızda, şehirde masa başında oturan birinin kazancının yanında çok az kalır. Biri oturur, öbürü çalışır.Çalışmayla Allah c.c.ın tayin ettiği rızık artmıyor, para için çalışmak yorgunluktan başka bir şey kazandırmıyor.



Onun için insan ahiret meselesinde sonsuzu kazanmaya gayret etmelidir. Sonsuzu tutabilip yakalayabildiyse ebediyete dek gider. Sonsuzu yakalayamazsa, koştuğu derecede bir yere kadar varıp ordan sonra hafifleyip, zayıflayıp, yorulup ağır ağır kesilerek olduğu yerde kalacaktır. Ama bazıları da devam edecektir. Trenin içinde treni yakalayan oturur, yakalayamayan ne kadar yanından koştursa treni tutamaz. Trenin içine atlayan rahat olur.



-Tren nereye kadar gider?

O tarafın treninin durağı yoktur, daima yürür. Sağda solda görüntü için duraklar var ama trenin durması ve yolun bitmesi yok, daima sürer. Mühim olan ebediyet katarını yakalayabilmektir. Treni yakalayamayan olduğu yerde durur. Ebediyet katarını yakaladıktan sonra istersen hayvanlara mahsus olan üstü açık veya üstü kapalı hayvan kargosuna girsen de olur. O gün geldiğinde Sırat köprüsünden en son düşe kalka, gelen alevlerden yana tutuşa kömür köfte haline gelmiş vaziyette geçebilen kimsenin nefsi;



- Benden büyük talihli var mı? Yandık ama geçtik, aman ne saadet! Diyecektir.

Sırattan geçerken düşenlerden olmayalım. Ahiret yaklaşıyor, bunlar sayılı günlerdir. Ümmeti Muhammedînin ömründen dile kolay bin beşyüz sene geçmiştir. Ne Allah’ın kulları, ne sultanlar, ne krallar, ne imparatorlar, ne beyler, ne paşalar, ne zenginler, ne kibarlar, ne âlimler, ne peygamberler geçmiş ve hepside son kafilelerin geçmesini bekleşip diyorlar ki;



- Bakıyoruz ama son kafileler daha gelmedi...!



Artık kırmızı ışık yandımı geçiş yoktur, Bitti.

Bir gün yaklaşıyor ve dünya üzerindeki bütün bu rahatsızlıklar, insanları tedirgin eden haller, o sırattan düşe kalka geçen adamın haline benzer. Geçecek ve düşmeden geçerse elbetteki Cenab-ı Allah’ın ilâhi lütfuna mazhar olmuş demektir, Ondan ötesi selamettir. İşin esas noktası ebediyyet katarını yakalayabilmek için gayret etmektir.



Dünyada binalar, çift çubuklar, bağlar, bahçeler, hanlar, hamamlar, arabalar veya bankalar bizi beslemez. Treni yakalayan kurtardı, kaçıran kimsenin çekeceği vardır. Sende bir parça hızlan ve gayret et. Geçen gün biri vefat etmişti, bütün millet bağıra çağıra ağladı, bunun üzerine biz de dedik ki;



- Ey filân kimse yakalayabildin mi?

Yakalayabildiysen işin iş, Bunların ağlamasına bakma, istedikleri kadar ağlasalarda faydası yok. Üzüldükleri senin aralarından ayrılmaklığındır.

Bağırıp çağıran insanların aklına “Cenaze sahibi ebediyet katarını yakalayabildimi, yakalayamadımı” diye bir şey gelmiyor. Onu soran yok çünkü mühimi bilmiyorlar. Olup bitenleri onun ruhu görür.



- Ey mümini, o tepinmelere bağırıp ağlamalara aldırma. Sen yakayı kurtardın ya, şimdi ne mutlu canına! Mutluluklar dileriz, Allah’ın Rahmetleri ve inayetleri üzerine olsun. Diye melekler müjdeler ve tebrik eder.



Allah treni kaçıranlardan etmesin. Rızâlık trenine binebilmek ve Allah’ı hoşnut ederek dünyadan çıkabilmek en büyük mutluluk nişanıdır. Müjdelenenlerden olalım. (Amin)




Not. Şeyh Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok: