İnsan şeytana neyle yaklaşır? Tabii ki kötülükle, öyleyse sen kendine bak Allah’a mı, şeytana mı yaklaşıyorum diye kendini yokla bakalım. Terazi elindedir, hemen bilirsin. O kadar basit bir ölçüdür bu. Kalbi iyilik düşünen kimse boyuna Allah’a yaklaşıyor, kötülük düşünmeye başladı mı hemen o yoldan durur şeytana yaklaşmaya başlar.
Allah, çeşit türlü iyilik kapılarını ümmeti Muhammedin kullarına göstermiştir. 500 iyilik kapısından hangisini çalarsan sana bir iyilik kapısı açılır, açılmaz, kapılar kapandı deme, sen gel müracatını yap, o kapı sana açılacaktır. 500 hacet kapıları güzel kapılardır. Lâkin han kapısı değil.
“Yâ Rabbî, yâ mufettihal ebvâb, êy kapıları anahtarsız açan, bu kapıyı bana aç..!”
Diye kapıya gelecek duracaksın, belki bir gün, belki iki gün, belki bir hafta beklersin. ..Bileceksin ve inanacaksın ki bu kapıyı ben bırakıp başka kapıya gitsem gene bu kapıyı O açacaktır, onun için kapı değiştirme.
Kapıları açan Allah’a yalvaracaksın. Bu hayır kapısıdır, aç ya Rabbî, bu açılmadı başka kapıya gideyim. Dersen başka kapıyı kim açacak sana? İyilik kapısının hangisi olursa olsun Cenâb-ı Hakk açacak. İki kapıdan aynı zamanda giremezsin. Her iyilik kapısı cennete açılır, nitekim her kötülük kapısı cehenneme açılır.
Kötülük kapısında durup cennete giren yok. İyilik kapısı cennete açılır ama açıldığı gibi hemen lup diye cennetin içinde bulmazsın kendini. İmtihan dünyasıdır. Açıp yürüyeceksin. Her açılan kapının bir mesafesi de var, o mesafeyi sen bilmezsin. Belki bir adımda kesersin belki bin adımda kesersin. Lâkin sen yürüyeceksin. Hemen kapıyı açtıkları gibi karşına çıkıp, tepsilerin içinden istediğini al demezler.
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder