Herkes için dereceler vardır: dokunduğun kaç merkez varsa o kadar ses çıkar. Sen iyilik kapılarından hangisine dokunursan o kadar derece alırsın. Sana bir iyilik kapısı açıldığında o iyilik kapısına belki bin kişi, belki milyon kişide dalar.
İyilik kapısına girenlerin hepsi aynı derecededir zannetme. Herkesin kendi istidadına ve irâdesine göre bir derecesi vardır. Fransa da ki Eiffel kulesi, 360 metre irtifâında yâni 50 metrelik minârenin 5 kat yüksekliğindedir. Hemen her katında balkonlar var. En geniş taban olan ilk kata çıkıp baktığında Paris’in umumunu seyredersin, bu ilk kat kalabalıktır. Bir de orta kat var. Bizi asansöre bindirdiler, hatta bir keresinde tamirat olduğundan orta kata çıkamamıştık.
Nihayet en uçta olan balkona çıktığımızda aşağıdaki insan parmak kadar kalıyordu. Bu demir kuleyi insan nasıl yapar diye taaccüpte kaldım, pazu kuvvetiyle yaptılar desek tahammül etmez. O zamanki işçiliğe göre şimdiki vinçler yoktu. İptidâi olan âlet edevatla yapıyor ve santimetre şaşmıyor. Şimdi anlatmak istediğimiz noktaya gelelim;
Tabandaki balkonda binlerce insan var, onların dereceleri birbirine yakın ve basit derece. Ondan ötede yukarı çıktığında, oradaki insanlar aşağıdakilerden azdır ne de olsa aşağıdan yukarıya asansör gerekir, asansör olmadığında herkes çıkamaz. Gençler veya aklından zoru olanlar çıkabilir ama oranın cemaati daha az.
Bir yukarıda, 2. kattaki kadar cemaat yok. Şimdi bunu temsil yoluyla getiriyorlar ki; Kulların her birinin bir derecesi vardır, bu insan yapısı kuleyi görmek için insanlar gayret, himmet sarf ediyor, para veriyor yükseliyor, veremeyen aşağıda kalıyor.
Âhiret dereceleri de senin gayret ve himmetine bağlıdır. Bileceksin ki, herkes için bir derece var, dereceni kaybetme. Kazandığın dereceyi elinden almak için, insan şeytanı da cin şeytanı da musallat olur (Allah bizi uzak etsin).
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder