Bir tâcirin kafese hapsedilmiş güzel bir dudu kuşu vardı. (papağan)Tâcir Hindistan’a gitmek için yol hazırlığı yaparken kölelerinin her birine sordu ve duduya da;- Sana Hindistan’dan ne getireyim?
- Oradaki duduları görünce hâlimi anlat, de ki, size iştiyak çeken filân dudu, Allah’ın takdiriyle bizim mahpusumuz, selâm söyledi sizden bir çâre diledi. Siz kâh yeşilliklerde kâh ağaçlarda zevkû sefa sürerken ben çile çekeyim revamı? Ey ulular inleyen bu garibi de hatırlayın..!
Tâcir onun selâmını götürmeyi kabul etti oraya varınca kırda bir kaç dudu gördü. Atını durdurup seslendi,dudunun selâmını ve kendisine emânet ettiği sözleri söyledi. O dudulardan biri bir hayli titredi ve nefesi kesildi, düşüp öldü. Tâcir bu haberi verdiğinden dolayı çok pişman oldu.
- Bu münasebetsiz sözle bî çareyi yaktım, bir söz bir âlemi yakar ölmüş tilkileri aslan eder…’ Diye vicdan azabı çekti.
Tâcir alışverişini bitirip muradını elde edip eve döndü, dudu;
- Bu kulun armağanı hani? Ne gördünse bana söyle. Tâcir;
- Söylemem! Zaten cahilliğimden böyle kötü bir haberi niye götürdüm diye pişmanım.
- Niye pişmansın?
- Şikâyetini sana benzeyen dudulara söyledim, biri derdini anlayınca hareketsiz kaldı düştü öldü..!
Dudu bunu duyunca titredi, kaskatı kesildi ve düştü sahibi onun bu çeşit düştüğünü görünce yerinden fırlayıp külâhını yere vurdu.
- Ey hoş nağmeli dudu niçin bu hale geldin? Ey dil sen bana çok ziyan veriyorsun, işte kuşumu uçurdun!
Tâcir ondan sonra duduyu kafesten dışarı attı. Duducuk uçup bir ağacın dalına konuverdi, tâcir kuşun esrârını görünce şaşırıp kaldı.
- Ey bülbül hâlini bildir, bundan bize de bir nasip ver. Hindistan’daki dudu ne yaptı da sen öğrendin, bir oyun ettin canımızı yaktın? Dudu dedi ki.
- O hareketiyle bana öğüt verdi; güzelliği, söz söylemeyi ve neşeyi bırak çünkü söz söylemen seni hapse tıktı! Bu öğüdü vermek içinde yalancıktan öldü..! Yâni,ey ileri gelenlere de geri kalanlara karşı da nağmeler çıkaran, benim gibi öl de kurtulasın! Tane, olursan seni kuşcağızlar toplayıp yer, gonca olursan oğlancıklar koparır.Taneyi gizle, tamamıyla uzak ol. Goncayı sakla, damdaki ot ol.
Dudu ona hoşa giden bir iki öğüt daha verdi sonra vedalaştılar, efendisi dedi ki;
- Allah selâmet versin git, bana yeni bir yol öğrettin..!
Sonra kendi kendine…“
- Bu bana bir öğüt, onun yolunu tutayım, o yol aydın bir yol, benim canım neden dududan aşağı olsun, can dediğin işte böyle işi gizlemeli. (Mevlana)
Cumanız mübarek, gözünbüz aydın olsun inşallah.
Ş.Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder