Vücut çok zayıftır, ruh müthiş kuvvetlidir. İnsanoğlu, hakiki kuvvet membaını ihmal edip, teknolojiden kuvvet almak istedikçe ahmaklık eder. Teknolojinin sana vereceği kuvvet fizîki bünyeni belki takviye etmeye kâfi gelir lâkin senin ruhundaki kuvvet müthiştir, muazzamdır. Teknolojideki hiçbir ölçü bizim rûhaniyetimizdeki kuvvet ve kudreti ölçecek halde değildir, kırılır darmadağın olur.İnsan mahlûkatın içerisinde sultan makamında durduğunun idraki içinde değildir. Bunu idrak etsek herkes birbirine sultan diye hitap eder, hürmet ve îtîbar ile saygı gösterir. O muazzam kudret bizim yanımızda olduğunda, o vakit Cenâb-ı Hak’kın yeryüzündeki halîfeleriyiz. Allah’ın halîfeleri olmak kolay mesele değildir. Muazzam kuvvet ister. Muazzam kudret sana verilmiştir ama onu çalıştırmaya sen hazır değilsin. Hazır olmadığından dolayı onlar kilitli duruyor.
- Muazzam kuvvete ne zaman hazır olursun?
Onu sana tâlim edecek Peygamberlerdir veya Peygamber vârisleridir. Onlar sana nasıl kullanacağını bildirir. Kullandığın vakitte o zaman yeryüzünün halifesisin. Hiçbir şey sana dokunamaz, hiç bir têsir altında kalamaz ve muazzam bir kudreti temsil edersin. Bir taraftan sıfırız, hiçiz. Bir taraftan da Cenâb-ı Allah’ın bize lütfettiği ruhaniyetimizle güçlüyüz, kuvvetliyiz.
Gücümüz kuvvetimiz rakamların içine girmez. Bizde ezel ebed ölçüsünde güçlü, kudretli ve kuvvetli görürüz. Zayıflık bizim fizîki bünyemizdir. Kuvvet ve salâhiyet senin rûhaniyetindedir, ruhunla beraberdir. Mücerret elektrik üzerine değdirmediği gibi, mücerret ruhaniyetimize de dokunulamaz, hiç bir kimse dokunamaz. Şeytan dokunsa şeytanı helâk eder.
Ruhaniyetimiz için himmet ve gayretle bulunalım, ruhaniyetimizin salâhiyetini elimize alacak yere yetişelim ki, o hazîneler gözetebilecek kimselere verilir, değilse onu kilitli tutarlar. Hırsıza karşı kuyumcu dükkânını gözetemeyen adam dükkânı kapatır. Gözetebilecek adam kim isterse gelsin orada oturur. Hâsılı şeytanı ürkütenlerden ol.
Mânevi gücün artmaya başlar. Mânevi güç muhtaç olduğun derecede sana verilir. Veliyullah himmet ederse himmet edilen dünyayı top gibi havaya atabilir.
- Bize himmet ediniz.
- Senin istediğin himmet nedir? Bir çıntık şey. Ne yapacaksın o bir çıntık şeyle?
- İmtihan geçeceğim. diyor.
Veliyullah o bir çıntığı verirse sınıf geçmeyen talêbe kalmaz, hepsi kitaba deftere bakmadan geçer.
Mânevi güç ölçüyle ölçülemez. Himmet umûma doğru verilir ki bir tekine verse o bir tek insanın orada işi biter. Veliyullah azıcık himmetle milyonları ayakta tutabilir.
Allah biz kullarını bereketinden ve nazarından uzak etmesin. Tek sultan O’dur, Êlhamdülillâh biz de O’nun kullarıyız. Cenâb-ı Allah biz zayıf insanlara kulum demekle büyük ve nihâyetsiz şeref vermiştir.
Çok güçlü beş yüz yolcu taşıyan uçan kale gibi veya ejderha gibi tayyare düşün, sen ben onu kumanda edemeyiz. Hatta ikinci-üçüncü kaptanı da onu idareye bırakmaz. Ona bakan birinci kaptandır, öbürlerine emniyet etmez. En güçlüsü o adamdır, onu zapt eder. Bizim rûhaniyetimizdeki güç de hesaba gelmez. Yalnız o güç ve kudreti bizim onu gözetebilecek kuvvete yetiştiğimizde bize verirler.
- Ulûl emre itaatin mânâsı nedir?
Allah’a ve Resulüne itaat eden adam, Allah ve Resul una âsilik olacak emir veremez. Cenab-ı Hak ve Resullûllah bırakmaz. Omuzu kalabalıklarda sana başka türlü emir veremez, verirse sabaha kadar ağzı kulaklarına gider, çarpılır. Sonra kimse çare bulamaz. Allah’ı önde tut hiç kimse seni Allah’a ve Resulüne âsi yapamaz, emir veremez.
HİKÂYE
Mekke fethindeydi, bir iki yerde sıcak temas oldu. Savaşanlardan bir tanesi de Hâlid bin Velîd Hz.leriydi. Kâfir müşrikler aman dileyip Resullûlaha geldiler;
- Hâlid bizi bitiriyor!
Efendimiz s.a.v.,Sahâbeden bir kimse gönderdi;
- Hâlide söyle vurmasın.
O Sahâbe gidip, Hâlide vurma diyeceğine;
- Yâ Hâlid vur. dedi,
Üçüncü defa geldiklerinde Efendimiz s.a.v., Hz. Ali Efendimizi emirle gönderdi;
- Hâlidi tut bağla getir!
Hâlid bin Velîd Hz.leri geldi, niçin ben ne gibi bir isyanda bulundum, emre aykırı nasıl hareket ettim ki beni Resullûllah bu şekilde çağırdı diye çok telaşlanmıştı. Efendimiz Hz;
- Hâlid, niçin benim emrime dikkat etmedin? Dur vurma diye üç defadır sana adam gönderiyorum.
- Vallâhi sizi gönderen Hakka yemin ederim ki; tarafınızdan bana her gelen elçi vur yâ Hâlid diye emir verdi.
Efendimiz o gönderdiği kimseyi çağırmış;
- Sana ne dedim sen ne söylüyorsun?
- Yâ Resullûllah ben vurma diye söyleyecekken dilim dönmüyordu, vur yâ Hâlid diye dilim dönüyordu.
Onun için Allah’a ve Resulüne itaat eden adam, Allah’ın emrine isyan edecek emri veremez. Allah ve Resulüne itaati önde tut. Kibirlenmek en kötü sıfattır.
Not: Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder