İnsan günden güne iyi olmalıdır. İyi olmayan günden güne Allah’tan uzaklaşıyor demektir. Bu bir sohbettir; insan olan kimsenin günden güne insanlık faziletlerini kazanması lâzımdır;- İnsanlığa yakışan nedir?
Güzel ahlâktır. Gün geçtikçe insanın bu dünyadaki vücûdunun varlığının, zâhirde terakki etmesi, olgunlaşması gerekir. Dünyada olgunlaşmayan adam âhireti beklese de olgunlaşamaz. Buna bir misâl verecek olursak; Dalında olan muza ilâç serpmeye veya buzdolabına husûsi sûrette koymaya gerek yoktur. Çünkü anasında pişmiştir ve olmuştur. Bazı muzları ham ve yeşilken keserler, sararsın ve zoraki tatlansın diye yüksek derecede soğuk buzluğa koyarlar ve ilâç verirler.
Hiçbir yemiş, anasının üstünde yetişmiş olduğu lezzette, tatta ve görüntüde buzdolabında yetişemez. Onun gibi, insan dünyadayken iyi insan olabilir.
- İnsanı iyi yapan nedir?
İyi olan kimse Cenâb-ı Hak’kın huzurunda O’nun rızalığına yakınlık elde eder. Ebedî şereften alır, dünyanın eğreti şerefinden vazgeçer. İyi olmaya gayret etmeyen bir kimse ham ve pişmemiş kalır. Onu ya soğuk cehenneminde veya ateş cehenneminde olgunlaştırırlar. Üzerindeki kötü sıfatları yakarlar veya ameliyat ederler. Sağ selâmet olduktan sonra cennete girerler.
Dünyada kemâl kazanan ve iyi olan kimsenin kalbi rahattadır, huzurdadır. Dünyadan giderken de telâşı yoktur. Kabrin içerisinde de gelecek melâikelerden korkmaz, ürkmez, çekinmez çünkü yabancı gelmez, soracakları suallere hazırdır. Mahşer gününde Cenâb-ı Hak iyi olan insanı Arasat meydanında bekletmez. Arasat meydanında bekleyenlerin yüzde yüzü, hepsi iyi olamadan dünyadan gidendir. Peygamber Efendimiz s.a.v.;
- Geride bir kulağın olsun. Diyor;
Kendi kendine ben iyiyim demek olmaz. Sen bir meclise oturduktan sonra, o meclisten kalkıp gittiğinde kulağını o meclise bırakıp git. O kulağın o meclisteki insanları dinlesin. Senin hakkında orada biriken kimseler ne diyorlar?
- Allah müstehâkını versin, Allah cezâsını versin, bereket aramızdan kalktı, sanki üzerimize dünya çökmüştü, herifin yüzünde meymenet yok, bastığı yerde ot bitmez, cehenneme gidesi, sarhoş olduk onun ağırlığından.
Diye lânet mi söyleseler hoşuna gider yoksa seni meth etmeleri mi hoşuna gider? Meselâ;
- Eyüp muhlîs insandır, temiz ve gayretlidir, himmet sahibidir, yalana tenezzül etmez, çalmaz, emeklerine acımaz, bir şeyden de şikâyet etmez, bu adam iyidir.
Diye halk ona şahadet ederse Cenâb-ı Allah bu kul iyidir diye kabul eder. Ama kendi kendine “ben iyiyim” dediğinde iyi olduğunun ispâtı; cemaatin arasında bulunduğunda, davet edilip oraya gittiğinde ve oradan kalktığında senin hakkında ne gibi ifâde verecekleridir. Eğer;
- Bu şeytan herif nasıl geldi hülle gibi aklımızı dağıttı..!
Diye şahâdet ederlerse o kötü adamdır. Halktan olan şahâdeti Cenâb-ı Allah kabul eder, onun için iyi ol. İyi bil ki, Hz. Allah huzuruna iyi kullarını alacaktır. Allah kendi huzuruna kötü kullarını koymaz. Bütün Peygamberler bu tembihle gelmiştir;
“Ey insanlar, yarın mahşer gününde içinizden iyileriniz alınacak, kötüleriniz de bırakılacaktır”
Allah’a yakın gelmek yâni Allah’ın huzuruna gitmek istersen iyilerden yazılmalısın. Kötüler ve işe yaramayanlar çöp gibi atılır.
- Sen nesin? iyi misin kötü müsün? Günden güne iyi oluyor musun, yoksa kötü mü?
Bu soruyu kendine sormalısın. Günden güne iyi olan kimseye ne mutlu, günden güne ahlâkı pis olan bedbahttır. Dünyada da sevilmez âhirette de istenmez.
İstenmeyen adam diye bir tâbir vardır. Bazı kimseler hakkında bizim memleketimize giremez derler. Makbûl olan, istenen adam olmak için uğraş. Kabul edilmiş, kapılar kendilerine açılacak olanlardan ol. Bu mühimdir bunun tatbikâtı lazımdır. Ağır ağır iyi olmaya gayret edeceğiz. İnsan diliyle, eliyle, kafasıyla veya malıyla iyilik yapar.
Ademoğlu iyilik yapmak için yaratılmıştır. İyilik yaptığı zaman insanların içinde ismi sayılır. İnsan kötülük yaptığı anda, insanlıktan düşer. Tâ ki tövbe edip düştüğü yere gelene kadar. İyilik yaptığında insansın, kötülük yaptığında insan değilsin. Bu da Peygamberlerin tâlimidir. İyilik yaptığın müddetçe insansın, iyilik yolunu bıraktığın vakitte hayvansın, çünkü insan kötülük yapamaz. İnsanın şerefi, Allah’ın ona vermiş olduğu husûsiyetleri melek sıfatlarıdır. Melâike sıfatı galip olduğu zaman insansın. Nefsani sıfatın ki hayvandır, hayvanî sıfatın sende zâhir olduğu vakit, o boyayı aldığında hayvansın.
Ciltlerle kitap okuyup yazmaya gerek yok, bu kolay meseledir. Allah bizi günden güne iyi olanlardan etsin. Erik, kayısı, kiraz ağacından ibret al, o ağaç
“yiyenler tat alsın ve yiyenler şükür Yâ Rabbi ne güzel yarattın bu kayısıyı deyip Cenâb-ı Hak’ka şükür etsin diye günden güne yemişini tatlandırmak ister.”
O ağaç sana şükrettirmek için hizmet veriyor. Ey Âdemoğlu! Sen Allah’a şükredesin diye ağaçlar çalışıyor. Biz bir kimseye hizmet verebiliyor muyuz ki o ;
- Yâ Rabbi sana şükürler olsun ki bu kulun bana bu kadar hizmet yaptı, senin lûtfu kereminle beni bataktan kurtardı, feraha çıkarttı. Diyebilsin.
İnsanoğlu şükretsin diye ağaçlar çabalıyor. Sen neden çalışmazsın? insanlar şükretsin diye hizmet ver, açı doyur, susuzluğu olanı suvar, çıplak olanı giydir, evsiz, yurtsuz olanı barındır, çoğu kul desin ki;
- Şükürler olsun Yâ Rabbi bu kulun bize bu iyiliği yaptı. O kulun geçmişlerine rahmet olsun. Allah senden râzı olsun.
Ey insanoğlu sen sen ol ki yaptığın iyilikten dolayı o kullar; şükür Yâ Rabbi desin. Çünkü darda olan kul daraldıkça sövmeye, küfretmeye başlar. Senin elinde iyilik yapmak varken elini çekme.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder