
HER İNSAN BAĞIMSIZ VE TEKTİR
Sohbetin mânâsını şöyle tarif ediyor Şâh-ı Nakşibendi Hz.leri. Sohbet, yanlış yolda olanlara;
“Yanlış yoldasın” Demek için,
İyi yolda olanlara da;
“Aman ayağını yerden kaldır, ecel gelmeden önce konacağın yere varmaya gayret et” Diye uyarmak içindir.
Sayılı günler bitecektir. Buluşuyoruz sonra ayrılıyoruz. Bu dünyada buluşmakta var ayrılmakta var. Hiçbir kimse hiçbir kimseyle bu hayatta
dâimi beraberlik yapamaz. Herkes ayrı ayrı yaratılmıştır. Eğer teker teker yaratılmamış olsaydık hepimiz birbirine yapışık çıkacaktı. Fabrika işi olurduk.
Cenâb-ı Hak her insanı müstakil olarak yarattı. Her insan bir nevîdir. Nevî; Şahsına münhasırdır. Mesela; Cemâlettin bir tânedir,
onun ikinci modeli yok. Cenâb-ı Hak kudretiyle her insanı bir türlü yarattı. Sûreti de başka, tabiatı da başka, fikirleri, emelleri, hedefleri başka. Her şeyiyle başka. Her insanın kalbi bir şeyle meşguldür. Her insanın kalıbı başka, tuttuğu efkârı başkadır. Bu Cenâb-ı Allah’ın kibriyâsına delildir.
Bir kafanın üstünde iki göz, bir burun, bir ağız, iki kulak bu altı aza herkeste vardır. Gözler görmek için, kulaklar işitmek için, ağız yemek içindir. Ama altı aza öyle bir tertiple insana verilmiştir ki ayırt edilebilir. Resme baktığında bu Burhânettin, bu Cemâlettin diye fark ediyor. Hiçbir kimsenin, bu altı azayı bir başın üzerine milyonlarca çeşit terkip etmesine imkân yok. Kâdir ve muktedir olan Allah tır!
Bize söyletilen veya söyletilmek istenen mesele;
Bu âlemde yalnızsın ve yalnız yaşayacaksın. Sen kendi kader çizginin üzerinde yürüyeceksin. Dünyada buluşuyor, bir müddet sonra ayrılıyor. Herkes gene kendi kader çizgisine gider. Hiçbir sûretle insan bir ikinci kimseyi kendine bend edip yaşayamaz. Düşün; bazı yapışık kardeşler çıkar. İkizdir ama büyük zahmettir. Onlar keşke bizde ayrı ayrı olsaydık diye temenni eder.
Demek ayrılmamız bize Cenâb-ı Hakk’ın ilahi bir lütfudur ki bir başka kimseyi yanında sürüklemiyorsun. Herkesin kendi kader çizgisinde devam etmesi ilâhi bir hikmettir. İçinde senin yararına olarak hesapsız hikmetler vardır. Âhirette öyle değil.
Sohbetin mânâsını şöyle tarif ediyor Şâh-ı Nakşibendi Hz.leri. Sohbet, yanlış yolda olanlara;
“Yanlış yoldasın” Demek için,
İyi yolda olanlara da;
“Aman ayağını yerden kaldır, ecel gelmeden önce konacağın yere varmaya gayret et” Diye uyarmak içindir.
Sayılı günler bitecektir. Buluşuyoruz sonra ayrılıyoruz. Bu dünyada buluşmakta var ayrılmakta var. Hiçbir kimse hiçbir kimseyle bu hayatta
dâimi beraberlik yapamaz. Herkes ayrı ayrı yaratılmıştır. Eğer teker teker yaratılmamış olsaydık hepimiz birbirine yapışık çıkacaktı. Fabrika işi olurduk.
Cenâb-ı Hak her insanı müstakil olarak yarattı. Her insan bir nevîdir. Nevî; Şahsına münhasırdır. Mesela; Cemâlettin bir tânedir,
onun ikinci modeli yok. Cenâb-ı Hak kudretiyle her insanı bir türlü yarattı. Sûreti de başka, tabiatı da başka, fikirleri, emelleri, hedefleri başka. Her şeyiyle başka. Her insanın kalbi bir şeyle meşguldür. Her insanın kalıbı başka, tuttuğu efkârı başkadır. Bu Cenâb-ı Allah’ın kibriyâsına delildir.
Bir kafanın üstünde iki göz, bir burun, bir ağız, iki kulak bu altı aza herkeste vardır. Gözler görmek için, kulaklar işitmek için, ağız yemek içindir. Ama altı aza öyle bir tertiple insana verilmiştir ki ayırt edilebilir. Resme baktığında bu Burhânettin, bu Cemâlettin diye fark ediyor. Hiçbir kimsenin, bu altı azayı bir başın üzerine milyonlarca çeşit terkip etmesine imkân yok. Kâdir ve muktedir olan Allah tır!
Bize söyletilen veya söyletilmek istenen mesele;
Bu âlemde yalnızsın ve yalnız yaşayacaksın. Sen kendi kader çizginin üzerinde yürüyeceksin. Dünyada buluşuyor, bir müddet sonra ayrılıyor. Herkes gene kendi kader çizgisine gider. Hiçbir sûretle insan bir ikinci kimseyi kendine bend edip yaşayamaz. Düşün; bazı yapışık kardeşler çıkar. İkizdir ama büyük zahmettir. Onlar keşke bizde ayrı ayrı olsaydık diye temenni eder.
Demek ayrılmamız bize Cenâb-ı Hakk’ın ilahi bir lütfudur ki bir başka kimseyi yanında sürüklemiyorsun. Herkesin kendi kader çizgisinde devam etmesi ilâhi bir hikmettir. İçinde senin yararına olarak hesapsız hikmetler vardır. Âhirette öyle değil.
N. Kıbrısi hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder