Elhamdulillâh, Allah’a arzuhâl veriyoruz.Yirmi dört saatte yirmi dört bin nefes vardır. Nefesler sayılıdır. Her nefeste bir yol alıyoruz. Ahirete doğru ömrümüzden sürekli eksilmektedir. On milyon, yirmi, kırk, altmış milyon nefes..! Ne kadarsa herkesin alacağı nefes sayılıdır. Alıp verdikçe eksiliyor, eksiliyor, eksiliyor..! En sonunda gözümüzden perdenin açıldığı vakitte bir melek gelir. Hastanın dünyasına bakmaz, o zaman melâike görünür ve der ki; - Ben senin nefeslerine müvekkil olan meleğim, senin bu dünyadan alacağın nefes bitti.
Bitti, bir nefes daha olsa bir nefes daha, yaşayacaksın. Şeytan doktorları para sağsın diye sayısız aletler koyar, ağzına burnuna ciğerine karnına hortum sarkıtır. Eskiden künkler tıkandığında tulumba basarlardı onun gibi ağır ağır pompayı basar, lastikleri çekse ölü yâni adam zaten öldü;
- Yok yâhu daha yaşıyor, merhumu çok yaşatalım.
Artık bu dünya ona kabir eziyeti gibidir. Sayılı nefesler bitti, onun rızkı kapandı. Allah bizi dünya fitnesinden saklasın.
Dünya bizi sersem etti. İnsan bu dünyayı kazandığı vakitte ömrü artacak zanneder.Yok, belki yer odasında otururken gökdelende, nemrut kulesinde oturur. Belki yayan yürürken otomobile binip gezer yoksa para ömrü artıracak değildir.
Aslında insan Efendimiz s.a.v.’in vasiyetine dikkat etse ve parasını Allah yolunda harcasa, hasta olmaz. Peygamberlerin gösterdiği yol hasta olmamak için, hastalığı men etmek içindir. Testiyi kırmadan önce testiyi gözet, tekrar eski hâline getirilmesi ya olur, ya mümkün olmaz. Onun için Efendimizin ümmetlerine göstermiş olduğu yollar hastalığı men eder.
HİKÂYE
Efendimiz s.a.v., Mısır sultanı Mukavves’e Nağme-î Şerîfini gönderip İslâm’a dâvet ettiğinde memnun kalmış ve hediye olarak bir merkep, bir câriye bir de hekim göndermiş. Efendimiz s.a.v.;
- Bu hizmetkârlar gelen gidene hizmet için hânemizde iyidir, kabul ettim, hekime lüzum yoktur.
Ümmetlerinin zâhiri ve mânevi bütün hastalıklarına, dertlerine ve müşküllerine, derman ve deva şeklini getiren Peygamber s.a.v. seni başkasına muhtaç bırakmaz. Hekim demiş ki;
- Ben kralımdan bu emri aldım, izin verirseniz bir müddet kalayım.
- Kal, bizimle duruver lâkin hekimlik yapacaksın diye aklına gelmesin, eğer senden ilâç soran olursa tedâvini yaparsın.
O hekim,Efendimiz s.a.v.’in ve Sahabelerin huzurunda bir sene durmuş. Bir seneden sonra;
- Yâ Resullullah, izin verirseniz yerime döneyim,
- Niçin?
- Bir senedir burada sizinle ve sahabeyle beraber bulunuyorum ve kimse gelip ben hastayım diye şikâyet etmedi. Benim kapım bilinmiş doktor kapısıdır, Beyhude durmaya gerek yok. Orada hastalar çok onun için izin verirseniz gideyim.
- Gidebilirsin, biz burada hasta olmayız, çünkü biz öyle bir topluluğuz ki, acıkmadan yemek yemeyiz ve tamamıyla doymadan yemekten elimizi çekeriz. Hacâmat oluruz.
- Söylediklerinize göre siz ebediyen hasta olmazsınız.
Bu tertibi kim muhafaza ederse o hasta olmaz. Mide hastalıkların evidir, perhiz de devâların en birincisidir. Her kim midesini gözetebilirse, hazım cihazı tamam olduktan sonra o kimsenin vücudu zinde olur. Hastalık ona gelmez. Her kim midesini gözetemez, yorulursa muhakkak hastalanır. O vakitte hekim zaten perhiz emreder. Perhiz hastalığı önler. İlacın yapacağı zaten fazla bir şey yoktur. Bir kimse perhizle sabretse, vücut kendi kendisini müdafaa eder ve hastalığı dışarı atar.
Bu zamanda insanları zâhiri hastalıklardan çok mânevi hastalıklar tutmuş. Mânevi hastalık, uyuz cinsinden ve kuduz cinsinden olmak üzere iki çeşittir. Çok kimselere uyuz dokunmuş, çok kimselere de uyuzla beraber kuduz dokunmuştur. Çok kimselere de sırf kuduz dokunmamıştır, Onun için uyuz insanın yanına yaklaşma, kuduzlarla beraber düşüp kalkma, seni ısırırlar. Seni ısırdılar mı iflâh olmazsın. Uyuzun yanında oturma uyuz olursun.
Âhirete inanmayan uyuzdur. Allah’a inanmayan kuduzdur. İkisinden de sakın.
- Allah’a inandım, Âhirete mahirete inanmam diyenler uyuzlardır.
- Allah’ı kabul etmem. Diyenler,onlar kuduzdur.
Allah şerlerinden saklasın ısırırsa senide berbat eder. Sakın! Gözünü aç. Bu zamandaki insanların yüzde doksan dokuzunda uyuzluk vardır. Belki yüzde biri kurtulur.
Her kim şeytan işi yaparsa uyuzluğu vardır. Dikkat et, şeytanın işini yapan adamların hepsinde uyuzluk vardır. Uyuzlukta derece derecedir; elinde, kolunda, bazısı vücudunu kaplar.
Bir de içini kaplayan uyuzluk vardır. Yanına yaklaşma nefesi pis kokar, yüzü cehennemlik sıfatıdır. Meclisin bereketini kaçırır. Olduğu mecliste de nerde olursa diken gibidir. Uyuzluğu bellidir. Onlardan kendini sakla. Bu zamanın uyuzluğundan ve kuduzluğundan Allah bizi muhafaza etsin.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder