6 Ocak 2010 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 118 - RABITA

- Resim yâni fotoğraf ne için çekilir?

Hüviyet için, tanınmak için, filân zamanda böyle haldeydik, bu halden bu hale geldik, çocuktuk, gençtik, delikanlı olduk, yaşlandık, ihtiyarladık, işte bunlar bizim resimlerimizdir demek için. Hem kendisine ibret hem çoluk çocuğa Fâtiha okumaya vesile olur.Onun için bir mahsuru yoktur. Ama senin eline kalemi alıp adam resmi yapman gerekmez, ama ondada hayırlı bir maksat varsa zararı yoktur.

- Râbıta meselesi nedir?

Resme bakıpta râbıta yapmak: Müritler râbıta dediğinde duruyor. Râbıta kalbin kalbe ulaşmasıdır. Sen şeyhine râbıta yaptığında, gözünü yumduğun vakitte şeyh olan zat, senin huzuruna gelip duruyorsa râbıta tamamdır. Şeyh olan zâtı kalbinde göremediğin vakitte aklına getirmek için resme bakılabilir. Resme baktığında gene kalbi şeyhini bulur. Kalbi şeyhini bulduğunda Evliyâların hepsinin kalbinde feyiz çeşmeleri vardır, dokunduğu anında gelir. Elektrik kontağına taktığında geliyor gibi birden akar. Tabî zâhiri şeriat sahipleri onu anlayamadıklarından resme bakıp tapıyor gibi bir sürü lakırdı söylüyor.

Bütün ashapların gözünün önünde Peygamber Efendimiz s.a.v. vardır ve gözlerinin önünden hiç gitmez. Hatta bâzı Evliyâlar gözlerinin önünden Peygamber bir lâhza giderse derhal kendilerini îmandan dışarı çıkmış sayar. Nereye gitse gelse Peygamberledir. Onun için onların işi başkadır. Bilenin işi başka bilmeyenin işi başkadır. Bilmeyene illâ öğreteceksin diye bir kâide yoktur.

Türkçeden başka dil anlamayan adama Arapça konuştun mu beyhûdedir. hiç fizik bilmeyen görmeyen, okumayan adama fizik öğretmeye kalksak anlatamayız. İmkânı yok, çünkü anlayış seviyesi çok aşağıda, anlayacağı şeyde çok yukarda kalır. Ayın üzerine inmeyen adam ayın üzerinde ne var ne yok diye dünyadan bakmakla göremez. Bilmeyen ve anlamayan adama anlatacağım diyerekten anlatma. Bu meseleler binlerce, yüz binlerce insanı meşgûl etmiş kavga bitmemiş, ne o anlatabilmiş, ne ötekisi anlayabilmiş, binâenaleyh sürüp gidiyor.

Râbıta meselesi mühim meseledir. Kalbimizin Allah’ın has kullarıyla buluşmasıdır. Buluştuğumuzda onların kalbi zaten Allah iledir. Evliyâ ile kavuşan Allah ile kavuşur. Şeytanın evliyalârı şeytanla beraberdir. Rahmanın Evliyâlarını istemezler ve çekemezler. Salyaları akan kuduz kelpler gibi hücum ederler. Onlar yaklaşırsa kafasına vur başka bir şey istemez. Bu tasavvufta insan makâmının başlangıcı tasavvufun yüksek makamlarıdır. Allah’ı görür gibi ibâdet etmek bu makamlardan biridir.

Hiç kimse kendi başına bir şey olmadı
Hiçbir demir kendi başına keskin kılıç olmadı
Mevlâna, Şems-i Tebrizî’nin mürîdi olmadıkça
Aslâ Mevlây-ı Rum(Rum diyârının efendisi) olmadı.

Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.

Hiç yorum yok: