21 Aralık 2010 Salı

SOHBET DÜNYASI - 303 - İBADETSİZ YAŞAM.

- Dünyayla âhiret arasında ne kadar mesafe var?

Âhireti çok uzak zannediyorlar. Kimisi yok davasına düşüyor, var!

- Gören ve bilen var mı?

- Görende, bilende var.

- Duyan var mı?

- Duyan çok, âhiret var!

“Ahiret yok” demekle yok olmaz. Âhiret bir hakîkattir. Senin hayalinin
ötesindedir, hayal edemediklerinden dolayı hayır diyenlerin yok demeleriyle âhiret kaybolmaz. İnkâr ettiği için onların inkârlarına göre var olan şey, yok
olacak değil. Vardır ve oraya doğru gitmekteyiz. Yaklaşıyoruz.

* Bu gün bir gün daha yaklaştık,

* Geçen haftaya göre bir hafta daha,

* Geçen aya göre bir ay daha,

* Geçen yıla nispetle bir yıl daha..!

Cennete, âhirete veya cehenneme, mahkeme-î kübrâya yaklaştık, sürekli yaklaşıyoruz. Her nefes alışverişimiz de uzaklaşmıyoruz yaklaşıyoruz.

İnsanların çeşit türlü hali hareketleri ve sözleri seni uyutmasın, seni aldatmasın ve seni oyalamasın. Hazır ol. Allah gecinden versin diyoruz da, gecine de veriyor gencine de veriyor.

Ecel yaşa bakmaz. Ecel ana Karnında da gelir insanı bulur, ana karnından dışarı çıktığı haftasında ayında bulur; 10, 20, 30, 40,.....60, 80’e varanlar tırmanıyor. 100’e tırmanayım diyenler ecel duvarını aşamıyor çoğu dökülüp gidiyor.

Zaten insan hayatının baharı insanın gençliğidir. Gençlik devresi kapanmaya doğru gittikçe ondan ötede ibâdet sahiplerinden mâ da dünyada durmanın bir faydası bir mânâsı kalmaz. Çünkü ibâdetsiz adamın yaşı ilerlediğinde fizîki bünyesinin alacağı lezzet kilitlenir. Belki 40’tan sonra fizîki bünye gerilir, yediğinin tadını alamaz olur.

- Bir zamanlar istediğimi yerdim, içerdim, şimdi yiyemiyorum..! Der.

İbâdetsiz inançsız insan o vakitte hayatı çekemez olur ve keşke ölsem de kurtulsam der. Ölümü arar. Bu dünyadan alacağı lezzet kalmadığında ibâdetsiz insan ölümü arayacaktır. Çünkü hayatın mânâsı ibâdetledir. Netice itibariyle inançsız insan vücudunun zindeliği kaybolur. İçindeki âzâları çalışmaz hale gelecektir, hastalanacak, tembelleşecek, eriyecektir.

İbâdetsiz insanın hayatının mânâsı yok, o da “dünyada yaşamamın bir mânâsı kalmadı artık, dünyadan gitsem” der.

Onun için siz ibâdet neşesini arayınız . İbâdet neşesi 90 yaşında olsa da insanı zinde tutar. O zaman ölümü temenni etmez. Efendimiz;

“Ölümü temenni etmeyiniz” diye vasiyet buyuruyor.

Güzel amel sahibi, güzel amelini devam ettirirken öleyim demez çünkü ölümü isteyenlerin çoğu, öleyim kurtulayım havasına girer. Nasıl kurtulacak ki, ölümden ötesi yok hesap edipte yokluğa karıştığında hiç bir şey kalmayacak zanneder.

Hâlbuki ölüm yok olmak demek değildir. Ölüm, insanları âhirete taşıyan köprüdür. O köprüden geçen kimse yokluğa çıkmaz, âhiret âlemine çıkar. Âhiret âleminde yakasına yapışacaklar ve,

Niye geldin buraya, kendi keyfinle mi gittin dünyaya? Yok oluş hesap edipte bize geliyorsun..! Gel bakalım, dünyaya kendi kendine gelmediğin gibi dünyadan çıkışında kendi keyfine göre olmaz, seni biz alırız. İstersen köprüden atla istersen zıkkım iç, biz alacağız seni, bu kadar sene yaşadın da demek hiç mânâ aramadın ha!” Diyecekler.


Not: Ş.Nazım Kıbrı Hz.leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok: