15 Aralık 2010 Çarşamba

SOHBET DÜNYASI - 300 - HÜKÜM ALLAH’INDIR.

Kul âcizdir, kul hâkim olamaz, hakimiyet Allah’adır. Hakimiyet milletin demek, boş kelâm ve sarhoş kelâmı..! Şimdi millet bir şeye hükmediyor mu? Hangi memlekette hükmediyor?

Milletin hükmetmesi demek; umumunun, hepsinin birden hükmetmesi demektir. Aradan seçip çıkardığın adamlar onlar kendilerinin o zamandaki hükümleri neyse onu söylerler, millete danışmazlar. Milletin umumunun o hükümde evet veya hayır deyişi bilinemez veya sayılamaz.Onun için Cenâb-ı Hakk bildiriyor;

“elhukmu lillâhi aliyyûlkebîr”

Mutlak hüküm Allah-u zülcelâl hazretlerinindir. Bunu bilen rahat olur, benimde hükmüm yürüsün diye çabalamaz. Senin hükmün yürümez, onun için çok yerde Besmelenin altına, Allah’ın dediği olur yazarlar. Yâni Allah’ın hükmettiği neyse o olucudur, başkası olamaz. Hüküm Cenâb-ı Hakk’ındır.

- Kula düşen vazife nedir? Razı olmak mı karşı gelmek mi?

Kulluk edebi razı gelmektir, gerçi hiçbir vakit bizim nefsimiz hiçbir hükme râzı gelmez, ancak kendinin hükmünü ileri sürer, kendi hükmünün yürümesini ister, cebbarlaşır, zorbalaşan adam firavun sıfatı ve Nemrut sıfatı giyer. Ben, benim! diyen kimse, kendi hükmünü yürütsün ister. Mahkûm olduğu halde hâkim gibi görünmek ister.

20. asrın insanında bariz olarak görünen karakter, herkes kendinin kurduğu hükmü yürütmek ister. Hiç bir zaman iki kimse gelip de bir eselede senin hükmün doğrudur, sana uyayım, seni kabul edeyim demez ancak başının üzerinde kılıç olursa, tepesinde topuz olursa, alnına dayalı tabanca olursa evet der. Onun dışında hiçbir insanın nefsi başkalarının hükmünü kabul etmez râzı olmaz. Doğrusu benim hükmüm der.

Bu ahlâk değil ahlâksızlıktır.

* Kibirden ileri gelir, kibirli insan ahlâksızdır,

* İnattan ileri gelir, inatçı insan ahlâksızdır,

* Hasetten ileri gelir, hasetçi insan ahlâksızlıktır,

* Çekememezlik sahibi ahlâksız insandır.

Hasılı ya inadından, ya kibrinden, ya hasedinden veya kıskançlığından;

- Senin hükmün doğru olsa bile senin hükmüne râzı gelmiyorum, der.

Bırak birbirimizin hükmünü, bu asrın insanı deli divane olmuş, Allahın hükmüne karşı diyor ki,

- Yok, senin hükmünü istemeyiz!!!

Allah’tan daha güzel hükmedecek biri var mı?

“Allah’ın hükmünden, ahkâmından, kanunundan, nizamından, vasiyetinden, emrinden bizim mecliste yapmış olduğumuz kanun, karar daha iyidir” Diyemez. Akıl sahibi insan bunu demez.

20. asrın insanı parlamentoda bu iddiadadır. Parlamento
memleketten başına adam topluyor,

- Nerden? Çarşıdan dağdan, taştan, sokaktan....!

Müslüman geçinen devletlerinde parlamentosu var; İran parlamentosu, İran Müslüman’sa parlamentoyu ne yapacak. Parlamento kitap kabul etmeyen memleketler içindir ama sen İslâm devletiyim diyorsun. Akıl sahipleri Allah’ın gönderdiğini ileri tutar, kulların yaptığının kıymeti yoktur.

20. asrın insanı kibirlidir, kulum, mahkûmum demez hakimim der. Büyüklük hastalığına tutulmuşlar. Firavunun hastalığı bunları tutmuş bilhassa paralı pullu olanlar para pul ve rütbeleriyle her istediklerini yapabilirler zannederler. Tâ ki bütün rütbeleri servetinden soyunsunlar tâ ki vücutları hareket etmez oynamaz hale gelsin. O zaman yavaşlarlar, kendi hacimlerine dönerler. Değilse bu dünya bize dardır derler. Dünya kendilerine sığmaz olur.



Not. Ş. Nazım Kıbrısi Hz.leri sohbetlerinden

Hiç yorum yok: