Her zaman sohbetlere devam etmeye dikkat etmek gerekir. Yeme içme için konuşmaya ve insanları teşvike gerek yok. Çünkü yaşayanlar yiyip içmedikleri zaman bir çeşit ağrı hissederler. Bundan dolayı fiziksel varlıkları yeme ve içmeye koşmaktadır. Açlık ve susuzluk onlar tarafından duyulur. Bir kimse eğer aç ise açlık ağrı verir ve yemek bulmak için etrafına bakar. Fiziksel varlığı bunu hissettiğinden kendini doyurmaya çalışır.Huzursuzluktan huzura ulaşmak amaçtır. Bizim hayvan tarafımız tamamdır. Bir şey söylemeye gerek duymadan yemeye içmeye koşarız. Fakat ruhani varlığımız ilahi aleme aittir. Dünyaya ait değildir. Bundan dolayı ruhani varlığımız hiçbir zaman yeme içmeyle tatmin olmaz.
Ruhun istediği maddi dünyadan değil, ruhani alemdendir. Peygamberler insanları teşvik etmek ve ruhlarını beslemek için gelmişlerdir, çünkü fiziksel varlığımız her zaman öne çıkar ve perdeleyip engeller.
- Ben yemeliyim, ben içmeliyim, ben zevk almalıyım. Der.
Bizim hayvan tarafımız geldiğinde ve ruhani varlığımızın önünü kapattığında genellikle bundan mutlu olunur. Fiziksel varlığının isteklerini tatmin ettiğin için mutlu olduğundan her şeyin tamam olduğunu düşünürsün. Bundan dolayı Allah c.c., orucu emretmiştir. Oruç tuttuğun zaman senin fiziksel arzuların ve ruhani arzularında ayağa kalkarlar ve istemeye başlarlar. Dolayısıyla senin fiziksel arzuların yemeden ve içmeden zayıf kalır. Ruhani varlık oruçla kuvvet bulduğundan; fiziksel ve ruhani varlık arasında kavga başlar. Eğer sen bu dengeyi muhafaza edersen fiziksel ve ruhani arzular arasındaki dengeyi muhafaza edersin. Bütün manevi liderler kendilerini takip eden insanlar üzerinde bu dengeyi kurmaya çalışırlar. Senin gerçek varlığın karışıktır. Senin karakterin ortaya çıkar.
Su; H20’dan meydana gelir. Eğer suya su olarak ayrı bakarsanız su ve hidrojeni ayrı ayrı göremezsiniz. Ayrı olarak tutarsan da suyun gerçek karakteri bulunmaz. Oksijen ve hidrojen atomları ayrı olup yeni bir birleşme formülü bir araya gelmedikten sonra su olması mümkün değildir. Oksijen ve hidrojen arasında balans olursa su karakterini kazanırlar. Allah c.c. der ki;
“Her şey arasında denge kurdum”
Bu denge içinde her şeyin kendi kişilikleri içinde gözükür. Hidrojenin miktarı 3 olsa, 3+3 olarak birleşseler su karakteri olmayacak ve başka bir karaktere bürünecektir.
Balans, denge; her şeye Allah dengeyi koymuştur. Dengesiz varlıkta hiçbir şey olamaz. Filozoflar teslim olup;
- Bir varlık, varlıktaki dengeyi kurar, iki olamaz. Demişlerdir.
Nizam-ı alem, denge her şey için. Dünyanın dengesi; her şeyde dengeyi bulursun.
Şimdi yaratıkları öldürmek için çeşitli zehirli maddeler icat ediyorlar.
- Bu hayvanlar zararlı, onları öldürmeliyiz. Deyip katliamlar yapıyorlar.
50-60 yıl önce ben küçükken var olup da bugün soyu tükenmiş bir çok yaratık vardır. İnsanların akıllarındaki tehlikeli bir hareket, insanlar arasındaki harmoniyi kaldırır. Çünkü Alemlerin Rabbi her şeyi yaratmıştır.
Dünya üzerinde iki karıncanın arka arkaya koşmasının arasında bile denge vardır.
Aklımızın taşıyamayacağı çok hassas bir denge vardır ve senin fiziksel varlığınla ruhani varlığın arasında denge olması gerekir. Bu denge içinde senin kişiliğin görünür. Senin kişiliğin maddiyatınla veya maneviyatınla değil, bunların ikisi bir araya geldiği zaman gerçekleşir ve buna göre kişiliğin ortaya çıkar. Bu çok önemli bir noktadır.
İradede; Rabbinin halifesi olarak sana verildi. Bu. İradeni denge içinde kullanmalısın. Ruhani ve fiziksel varlık arasındaki eşitlik olmalıdır. Bunu kullanabilirsen mükemmel bir kul olursun. Eğer değilse ilahi hizmetli kulların içine giremezsin.
Bu dengeyi nasıl kurabilmeleri gerektiği noktasını öğretmek için ilahi alemden peygamberler gelmiştir. İnsanlar ilahi hizmeti yapabilsinler diye peygamberler insanlara doğru yolu göstermişlerdir . Eğer bu hizmeti yapamazsan gerçek kişiliğini kaybeder ve düşersin.
Sohbet; senin dengeni ve nefsini koruyabilmeni öğrenmen içindir. Çünkü nefis her zaman bir numara olmak ister, kendini öne koyar;
- Ben birinciyim. Der.
O hedefe ulaşmak için metot ta değişik olur. Şeriatta ilahi emirler
farklıdır, tatbikatta ise aynı nokta üzerindedir. Kabe'ye gelenlerden bazısı
kuzeyden, bazısı doğudan, bazısı batıdan, bazısı uçakla, bazısı deveyle gelir. Bundan dolayı şeriat, hayatın şartlarına göre değişik olur. Hatta son, şeriatta son olarak, iman tatbiki değişik yollardadır.
Tatbikat ruhaniyete ihtiyaç duyar ve ruhani insanlara ihtiyaç duyar. Onlar da değişik yollara ihtiyaç duyarlar. İnsanların anlayışlarına ve
kapasitelerine göre değişir. Bundan dolayı;
- Nakşibendi Tarikatı değişiktir. Diyoruz.
Diğer tarikatlar da insanları dengeyi sağlamak için hazırlarlar. İslam bütün insanlara muhteşem mükemmelliği ve dengeyi sunar. Ruhani ve fiziksel varlık arasındaki dengeyi ilahi huzura getirir. Şah-ı Nakşibendi h.z., onun sohbetini işitmen ve duyman ve muhafaza etmelisin.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder