Şah-ı Nakşibendi Hz., İnsanların sohbetle terbiye olacağına işaret ediyor. Sohbet, nasihattir aslında. Nasihat kabul etmeyen kimse, bahçıvanın verdiği aşıyı kabul etmeyen ağaca benzer. Çok ağaçlar yabani türer için, aşı lazımdır. Uygun aşıyı yaptığında kökü başka, meyvesi başka olur. İnsanlarda sohbete, nasihate muhtaçtır.- Ne için?
Efendimiz s.a.v. buyuruyor;
“Ahlak ve tabiatlarınızı güzelleştirin, güzel huylu, güzel tabiatlı olun, hoyrat olmayın, kaba saba olmayın.”
Çünkü insana kabalık ve sabalık yakışmaz. Hayvana uyar da insana yakışmaz. İnsan nazik olur, terbiyeli olur, ahlaklı olur. Ahlaksız oldu mu, insan olmak şerefinden düşer. Ahlaksız surette insandır, ama hakikatte hayvandır. İnsanlar tabiatlarını güzelleştirmekle mükelleftir. Hak’kın divanına güzel ahlak ve tabiatla geleceksin.
Namaz kılmak insanların kötü huylarını temizlemek içindir, oruç gene insanların kötü tabiatlarını bıraktırmak içindir. Hangi Allah ve Peygamber emri varsa hepsi insana kemal kazandırmak için, insanı olgunlaştırmak içindir ki insan, Cenab-ı Hak’kı temsil eden mahluktur. Allah; Yeryüzünde halifemdir, ondan yüksek rütbe hiçbir mahlukat alamaz, ondan yüksek mahlukatta olamaz ve insandan başkası da alamaz onu. Hatta Melaikede alamaz. Melaikeler bizim hizmetimizdedir. Biz melaikelerin hizmetinde değiliz. Muhiddin-i Arabi Hz. öyle buyururlar;
''Bir lokma nimet insanın ağzına yetişinceye kadar 300 melaike hizmet eder.''
Sürdün, ektin, bıraktın, sonradan sen ne yapabilirsin? Çimlendirebilir misin? Ekini bitirdin mi, başağı yetiştirdin mi? Elinden bir şey gelirse yap.
Cahil olan ;
- Büyüğüm..! Der. Sana büyüklük sattıran nedir? Dünyanın ıvır zıvırıdır, malıdır, mülküdür. işidir. Hepsi bundan ibaret. Dünyaya ait olan malların hepsi eğretidir. Ey onlara bakıp da büyüklenen adam! Sana bir hastalık verir, beş kişi kaldıramaz.
- Eşeğin kaldıramadığı yükü halteri falan kaldırıyordun?
Çok büyük mesele sanki, eşekle yarışamazsın ki. Eşek iki katını kaldırır;
- Dünyanın en hızlı koşan adamı.!
Diyor, tazı onu geçer, at herhalde ondan da hızlı koşturur. Rüzgar gibi koşturan hayvanlar da var. Hızlı koşması, hızlı uçması, yükseğe çıkması, ağır kaldırması, hasılı kelam insanlar şimdi hayvanlarda olan sıfatı şeref meselesi yapıyor. Hepsi hayvanların yaptığı iştir. Altın madalyayı tak eşeğin boynuna, takar mı hiç? Sen ağır yük taşımakta eşekliğe özeniyorsan neye yaradı o iş? Eşeğin sırtına vuracağımız yükü sana vuralım.
20.ci yüzyılda şeytan,insanoğlunu maskara etti. İnsan olma şerefini unutturup da hayvanlığa özendirdi. En ağır yük kaldıran hayvan! İnsanoğlunu öyle takdim edecek; Küre-i arzın üzerinde bundan daha ağır yük kaldıran birisi kaldı oda eşektir! Övünüyor;
- Yeryüzünde bu Arap’tan hızlı koşturan yok!
Tazıyı koy da gör nasıl koşturacak. Uzun atlama diyor; Kanguru diye bir hayvan var ki bir zıplar 10 m. Süzülür iner.
İnsanlık için yarışan yok, insanlık kemalini bulmak için, nasıl kamil olur? Bunu arayan yok. İnsan nasıl hayvan olur diyerekten yol arıyorlar ve adına spor diyorlar.
''Ahlakınızı güzelleştiriniz ve güzel ahlakta yarışınız. İnsanlık ölçüsünde yarışınız ve birbirinizle müsabaka yapınız. İnsanlık ölçülerinde, temel ölçüde başlayıp yükseliniz''
Diyor ve bunu istiyor Cenab-ı Allah. Bizimkiler ise hayvan oldukları için hayvanlık yolunda. Hayvanlara bakıp da özenti içerisine giriyorlar, nasıl koşturuyorlar. Yılanın eli ayağı yok ama bir koşucunun koşmasından 10 defa daha hızlı süzülüyor.
İşte bu meseleye dikkat etmek lazımdır. Bu aleme, herhalde bir kemal kazanmak için geldik. Gelip gidecek olduktan sonra, bu hayatta bulunuşumuzun hikmetine varmamış demektir. Bunların hiç biri kemal kazandırmaz. Doktor olursun, avukat olursun, tüccar olursun sana kemal kazandırmaz. Dünyaya ait olan doktorluğun, mühendisliğin insanlığına katkısı nedir?Belki dünyaya olan hırsı arttı, belki büyüklenmekle azamet
tavrı takındı, belki başkalarını küçük görerekten büyük günaha girdi, şeytan yolunu tuttu. Çünkü büyük mühendis olup da kemal kazanmasa şeytan yoluna girer, okur okur sonra şeytan olur.
Demek ki her okuma insanı “ insan” yapmaz. Her okuyan insan olmaz, insanlık başka bir şeydir.
İnsanlık bir elbisedir, herkes onu giyemez. Çıplak vücuduyla kalır. Çıplak vücuduyla kaldığında ayıpları görünür, kirli görünür, hırsı, hasedi, kıskanması görünür, yalanı, tamahı, hilesi, hırsızlığı, yüzsüzlüğü görünür çünkü insanlık elbisesini giymedi. Her okuyan insanlık elbisesini giyemiyor ki!
Peygamber Efendimize gönderilen Ashab-ı Kiram, belki dünyadaki en vahşi, dünyanın en kötü tabiatlı insanlarıydı ve o sohbet ede ede onları kötü hallerinden bir defa temizledi sonrada onlara güzel haller giydirdi. On üç senede onlar temiz hale getirmeye emir olundu. Medine-i Münevvere’dekiler, takva elbisesini orada giydiler.
Ahlakımızı düzeltmek, insanlığımızı gösterebilmek, işimiz bu, insanlık elbisesini giyinebilmektir. Giyinebiliyor musun, ne ala. giyemiyorsan, giydirecek bir kimse bul sana giydirsin, seni mahrum bırakmasın.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder