Nefsin sıkılması, ruhun ferahlanması demektir. Ruh sıkıldığı zaman nefsimiz ferahlar ama, nefsimiz sıkıldığı zaman ruhlarımız ferahlar.Bizim için mühim olan nedir? Nefsin ferahlanması mı, yoksa ruhun ferahlanması mi? Nefsimizi sıkmak mı, yoksa ruhlarımızı hapsetmek mi? Hangisi bizi daha memnun edecektir? Hangisi daha ziyade işimize yarayacaktır? İşte bunu düşünmek lazım.
Nefsin ferahlanması, bizim bu hayatta, bu vücudumuzun türlü çeşit arzularına el atması ile mümkün olur. Nefsini ferahlatan kimse, o derecede kendisini yük altına atmış olur. Nefsin ferahlanması, ne dünyada ne de ahirette bizim işimize gelmez. Çünkü nefis muvakkad bir zaman için bizimle olacak. Bu vücudun hayatı devam ettiği müddetçe, ondan sonra kesilecek o.
Ruhumuzun keyiflenmesi, ruhlarımızın ferahlanması, o bizim istikbalimiz hakkındadır. Hayırlı olandır. Ruhun ferahı, dünya ve ahiret saadetimizin kaynağıdır. Nefsin ferahlanması, dünya ve ahiret felaketlerinin başlangıcıdır. Nefis neyle ferahlanır? Nefis haramla ferahlanır. Ferahlatacaksan nefsini, haram sür önüne, bak bakalım rahatlıyor mu, rahatlamıyor mu?
Nefsin ferahı haramla olduğu için, haram belâ kapısını açar adama. İnsanın gerek küçük günahtan, gerek büyük günahtan irtikab ettiği,(Kötü bir davranış eyleminde bulunmak.) yaptığı her günah, bir belâyı üzerine çeker.
Haramlardan veya mekruhlardan, küçük günahlardan, büyük günahlardan hepsinin yukardan ipleri vardır. Yukarıda hepsi asılıdır. Onların ipleri aşağı bizim elimize yetişmiştir. Sen hangisine asılıp çekersen üzerine yılan, akrep düşeceğini bil.
Belâ ineceğini, taş düşeceğini, ateş düşeceğini bil. Küçük olsun büyük olsun, bu muhakkaktır. Tecrübe et, yanlışsa söyle. “Yanlıştır bu“ diye. Haramı irtikab eden adam, illâ ona karşılık başına bir belâ gelecek. Sopa yemeden bırakmaz, Allah-u Zülcelal, haram işleyip de yanına bıraktığı adam yoktur. Günah yapıp da yanına kalacak insan yoktur. Nefsin ferahlanması haramdır. Eh istersen haram işle. Çek başına insin belalar musibetler.
Sekizyüz menhiyat var. Sekizyüz günah haram, mekruh olan şeyler var ki, Allah razı değildir. Sekizyüz kapıdır bunlar. Hangisini açarsan bil ki, senin üzerine bir belâ hücum edecek. Açma, yaklaşma. İşte bu mühim meseledir.
Amma nefsin, illâ o kapı açılsın ister, bunu çek diyor. Çünkü bunda bana bir lezzet var. Azıcık lezzet için çok bir belâyı başına çeken adama, akıllı demezler, akılsız derler.
Nefsin ferahı haramlardır, bil. Ruhun ferahı, helâl olan şeylerdir. Cenab-ı Allah helâl olan, tayyib olan, temiz olan şeyleri bize hazır etmişken onunla kanaat etmiyor, illâ nefis harama çekiyor. Haramdan lezzet alacak O nefsin alçaklığındandır.
Allah bildiriyor: Estaizübillah:
“İnne’l-nefse emmaretün bissûi“ Nefsin işi, daima kötülüklere bizi çekmektedir. Kötülüğü yapınız diyerekten emreder.
Otur ve kendini dinle. Nefsinin arzularına bir kulak ver. Ne istiyor nefsin ? İstediği nelerdir? O istediklerini söyleyebilecek adam var mı milletin içinde? İstediği hep melanet, hep rezalettir.
Burada Allah’tan korkma, tenhada Allah’tan kork. Burada Allah’tan utanma. Tenhada Allah’tan utan.
Daha mü’min olamadık. Daha Allah’tan korkmuyoruz. İman-İslâm dairesinden çok uzağız. Çünkü burada toplanır nefsimiz. Birbirimizden utanma var, sakınma var, korkma var. Tenha olduğumuz yerde, o nefs başını kaldırıyor. Neye benzer o melanet, Evde kedi olur. Sahibi yanında otururken, böyle yuvarlak olup da yatıyor. Uyur o. Bir ayak sesi işitip de, bir hareket sezince, bir parça gözünü açar böyle. Bir, iki bakınır. Bakar sahibi gitti mi? Meydan bizimdir der. Hemen orda ne varsa kapıp, doğru damlara.
O sıfat var bizim nefsimizde. Birisi durursa çok akıllı, uslu durur böyle. Arada sırada biraz bakar. Kimse olmadımı, o zaman Allah var demez. Peygamber va da demez. Kimse yok, herşey benimdir der. Böyle bir nefistir o. Nefsin keyfinin arkasından giden adam sonunda imansız kalır. Oraya çeker bizi,
Neûzübillah. Onun için nefsini sıkıya koy. Ne kadar sıkarsan korkma, ölecek diye korkma. Ölmez, yedi canlıdır o.
Ruhunu sakla. Senin yanında kalıcı ruhundur. Ruhunun gönlünü hoş eyle. Onu sıkıya koyma. Nefsi istediğin kadar sıkıla, ruhun ferahlanır. İmanın, İslâm’ın aslı bundan ibarettir. Yürüyeceğimiz yol budur. Nefsinin keyfine işleme, zarar edersin. Ruhunun ferahlanması için işle.
Not: Ş.N. Kıbrısi Hz. sohbetlerinden.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder