1 Temmuz 2008 Salı

SOHBET DÜNYASI - 16 - ZAMANI DEĞERLENDİRMEK


Cenâb-ı Hak kendi zâtında yücedir ve övülmüştür. Kulun O’na hamdlerinden ve tesbihlerinden Cenâb-ı Allah’a bir ziyâdelik gelmez. Yapmadığı takdirde bir noksaniyet gelmez. Lâkin bizler kul olduğumuz için kulluk yapacağız.
Ne çiftçilik, ne çobanlık, ne beylik, ne paşalık, bizden istenilen kulluktur. Eğer biz tam kulluğu yerine getirirsek, sebepsiz olarak bize rızkımız gönderilir. Şimdi sebepli olarak yeryüzüne iniyoruz, diyelim ki, tarlanın yerini süreceksin, sonra üzerine rahmet inecek, yağmur yağacak, ektiğin tohum çimlenecek, büyüyecek, başak verecek sonra ağaracak, sararacak ve biçilmeye hazır olduğunda, onu biçeceksin, değirmende öğüteceksin ve nihâyetinde ekmek yapıp yiyeceksin. Cenâbı Allah böyle verir, istese gökyüzünden hazır sofrada indirir. Allah bunlara kâdirdir. Lâkin insanoğlu üzerine düşeni yapmıyor.
- Ey kulların bana vermiş olduğunuz kulluk sözünü yerine getiriniz. Sonra bende, size vâadimi yerine getireyim, sizi yorultmayayım, yorultmadan size rızkımı göndereyim.

Lâkin sizler;
Biz çalışalım, dövünelim, kulluk bir tarafa dursun, dünyada ne toplayabilirsek toplayalım daha tarlamızı sürelim ekelim, biçelim, dönelim tekrar hazır edelim bunu yapalım. Senin kulluğunu bir tarafa bırakalım. Biz dünyaya hizmet verelim sana hizmet vermeyelim. İstiyorsunuz.
Cenâb-ı Hak;
- Yanlış yolu seçtiniz. Bana kulluk edene de etmeyene de rızkını veren Benim. Kâfire de, inana da, inanmayana da veren benim. Lakin inanan kimsenin işini kolaylaştırırım. İnananın işi ile inanmayanın işi bir olmaz, birisi azıcık çalışır çok alır. Kullarım bu sırrı bilecek olsalardı bastıkları geçtikleri yerlerden rızık arkalarından koşturacaktı. Ama bizim kullukta işimiz yok dediler.
Bu sene binlerce dönüm arazi ekildi ama toprak kupkuru. Rızkı vereni bileceksin ey insan! Vereni bilirsen kapısından ayrılmazsın. Vereni bilmediğin için perîşân olursun.
Peygamber a.s. buyuruyor;
“Cenâb-ı Hak mümin kulunun dağınık işini toplar. Îman eden kimsenin işini toplar”
Allah c.c., Âdem as.’ı yarattığında onun vücudunun üzerine daha ruh üflemeden hüzün yağmuru yağdırdı. Kırk sene sonrada bir sene ferah yağmuru yağdırdığı için Âdem zürriyetine kırkta bir ferah gelir.

Dünyanın işi böyledir. Allah’ı bulan dâima ferah olur. Allah’tan uzaklaşan insan dâima belânın üzerine düşmüş olur. Allah’a yakınlık ara. Çünkü Allahtan iyisini bulamazsın. Temiz görün ve secdesiz günün geçmesin. İyilik yapmadığın bir günün geçmesin.
Mümin, Müslüman kişi, bir başka Müslüman ile buluştuğunda bir fayda doğar. O faydayla ruhun yükselir. Onun için bir, iki, üç saatte olsa ruhlar buluşmak ister.
Üç saatten fazla insanların sohbet için toplanmaları Nakşibendi Tarîkatında uygun değildir. Üç saat son raddesidir. Üç saatten sonra vücuda ağırlık gelir. Meclisin bereketi kalkar. Ta Malezya’dan, Mısır’dan, Türk’ten, Amerika’dan, Almanya’dan ihvanımız var hepsi ziyaret maksadıyla, bir fayda almak ümidiyle geliyorlar. Allah onları boş çevirmesin. Boş çevirmek Allah’ın adeti değildir. Cismâni olarak kuvvet elde ettiğin gibi, rûhani olan kuvvetini de arttırmaya uğraşmalısın. O zaman her buluşmada bir basamak daha yukarı çıkarsın. Allah’ın kapısına bir adım daha yaklaşmaya gayret et.
Sohbeti ve buluşmayı arayacaksınız, ondaki bereket büyüktür. Üstünüzdeki yükü alır atar. Size daha kuvvet giydirir. Tembelliği alır atar. Yükü hafifletir, kuvvet artar.

Hayatını değerlendir. Sana ne verildiyse değerlendir. Köhne bırakma. Bizim ihtiyar bir komşu var. Her mevsimde en birinci sebzeyi çıkartır. Bize bir dizi kocabaşlı sarımsak getirdi ki onun yeri halı kadar bile değil, çıkarttığı ürüne şaşırırsın. Bir karış yeri bile değerlendiriyor. Sana ne verildiyse değerlendireceksin. Dünya hayatını değerlendireceksin. Karşılığında cenneti alacaksın. Dünya hayatını değerlendiren, ebedi hayatı alır. Bu muvakkat hayatta yaşadığının kıymetini takdir ettiğinden dolayı Cenâb-ı Allah sana ebedi hayat verir.

- Köhne dünyayı neyle değerlendirirsin?
Dünya, Allah’a kullukla Allah yolunda kullanarak değerlenir. Dünyanın Allah yolunda kullanana kadar bir değeri yoktur. Sen Allah yolunda dünyayı kullandığında değeri cennet olur. Zühd ve takva mânâsı her asırdaki tecelliyle anlatmadır. Bu içinden çıkılamayan dâvadır.
Dünyanın aslında sivrisineğin kanadı kadar değeri yoktur. Ancak dünyayı Allah yolunda kullanırsan değer kazanır. Allah sana karşılığında âhireti verir.

Sana verilen her şey seni yaratanın yolunda kullanman için verilmiştir. Sen sana verildin. Sen senin için yaşamayacaksın. Kişinin kendi için yaşaması bâtıldır. Araplar; “Sonunda fetis (leş) olur” der. Kendi için yaşayan sonunda leş olur. Kokusundan yanına yaklaşılmaz. Allah için yaşayan kokmaz, ölmez, çürümez. Dört kitabın hülâsasıdır. Sen kendinde bizzat Allah’ın yolunda olacaksın.

Sana verilen bu sûretteki varlık, Allah için kullanmak içindir. Allah için sen seni kullanırsan yani bu sûretteki varlığını kullanırsan Cenâb-ı Hak, Hak kani varlık giydirir. Hak kani vücut ebedidir. Ebediyet içindir. Kibir ve azamet tavrı insanı düşünmeye bırakmıyor.


Şeyh Nazım Kıbrısi Hz. Sohbetlerinden.



Hiç yorum yok: