Hârun-u Reşit meclisindeki nedimlerden birine çok hürmet gösterdiği için ötekiler onu kıskanıyorlarmış,- Bunu bize tercih ediyor, bizim ondan geri kalır yanımız yok, o güzelse bizde de güzellik var, nağme bizde var, giyim kuşamda bizde niçin onu takdir ediyor.
Diye için için kendilerini yer ama bunu sultana söylemeye cesaret edemezlermiş.
İslâm pâdişahlarının en basitinde bile 7 evliyâ kuvveti olduğundan emîril müminin onların halinden anlamış. Bunun üzerine bir gün altın ve mücevherle dolu hazîne dairesini açmış ve ahalisine;
- Buradan herkes ne beğendiyse alsın..!
Deyince herkes gözüne kestirdiği şeyi toplamaya başlamış. O kıskanılan kimse Hârun-u Reşide sarılmış. Herkes beğendiğini topladıktan sonra bakmışlar ve sultan sormuş;
- Sen niçin bir şey almadın?
- Ey sultanım, sen herkes beğendiğini alsın dedin, benim beğendiğim sensin. Bu tas taraktan beğendiğim bir şey yok, sen dururken bunlara bakar mıyım. Seni isterim,
Allah’ın huzurunda sen ne söylesen çok düşüktür, kendimize göre incik boncuk cinsindendir. Allah;
- Ya kulum benden ne istersin? Diye sorduğunda Allah’tan isteyeceğini bildiğin vakitte;
- Seni isterim ey Rabbîm, sana kulum, senin için yaşadım, senin yolunda dünyadan gittim..!
Dediğinde Cenâb-ı Allah gözler görmedik, akla hayale gelmedik âlemlerden verecektir. İşte böyle böyle kalplerimizi Mevlâ’ya vermeye gayret edeceğiz. Bize verilen izinle yeryüzünde dolaşıp rızkımızı helâlinden toplamaya da memuruz. Dünya kalbimizde değil elimizde olacak ve o dünyayı Allah yolunda kullanmak bize müyesser olsun.
Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder