
Her sohbette bizim bir parça benliğimiz rendelense, ağır ağır düzelir ve eğrilikler ortadan kalkar.
Destur, destur alalım ki meclise hükmedebilelim, meclise hükmetmese faydası yok.
Meclise hüküm, kalplere hükümdür. Hazır olan kimselerin kalbine hükmederse o zaman söylenen sözde bir fayda hasıl olur. Mensup kimse, onda o kuvvet görünmeye başlar ve meclise hükmeder ve inayet inzal olur. İlahi inayet ve yardım yeryüzüne iner ve o kimselere yetişir. Hüküm, evvel ve ahir Cenab-ı Hak’kındır.
Kısa diye düşünürsün uzun boylu söyletir. Evvela bu bir sohbettir. Mecburi olarak herkese söylediğimizi kabul ettirmek fikrinde değiliz, lakin söylenen söz sana yarayacak bir şeyse, nefsin tarafını tutma, ona sahiplik etmeye bak. Çünkü bu bir ticarettir, Ahirete ait olan bir ticarettir ve Ahirette sana yarayacaktır. Kıyamet gününde arayacaksın, çünkü Allah için aradığın kısmetleri aradığın zaman, Ahirette bulacaksın. Sana o Allah için yaptığın amel fayda verecektir. Bulamazsan satın almaya imkan yok. Başkasının defterinden senin defterine yazılması da yok.
Dünyada olan mükellefiyetini ihmal etmemeye çalışacaksın. Allah için hizmet yaptığında; Allah sana hizmetine karşılık zahiri kuvvetlerden başka manevi kuvvetler de verecek.
İnsan manevi güç almaya başladı mı, vücudun zafiyeti gider. Manevi güç, yemekten gelen güce benzemez. Çok yiyen insan olur lakin bir işe yaramaz. Çok raziyet olur, nefsini toylayamaz, ruhaniyetiyle ayakta durmaz. Sen, ruhaniyetiyle ayakta duranlardan olmaya bak. Yeme içmeyle olmaz. Yeme içme kuvvetiyle hayat, hayvan hayatıdır.
Hayvanlardaki hayat, yemeden içmeden gelen kuvvetle olur. Sen yeme içmenin dışında sana kuvvet verecek, sana şevket verecek, saadet getirecek, heybet giydirecek, afiyet giydirecek amele bak. Mevcut ruhaniyet, maddi olan gücü daima mahkum eder, yener. Yeme içme hastası olma. İnsan yeme içme hastası oldu mu; vücudu yük altına koyar demektir.
Yeme içme hastası kendi vücudunu kendisi ezer ve manevi cihetten de ona bir destek olmaz. Boyuna cismani vücudu çalıştırır ve yıpranır, ruhaniyette de yoktur. Zahirde yıpranmaya başlayan vücudu ayakta tutacak ruhaniyet de olmayınca hemen aşağıya iner. Onun için çok dikkat edilecek meseledir ki 20. Asrın insanı onu çok ihmal etmiştir.
20. Asrın insanı yaşamı, yeme içmeye bağlamıştır. Yiyeceksin, içeceksin, ayakta duracaksın lakin ruhani olan gücünü takviye edemeyen, ruhani olan gücünü beslemeyen kimse; cismani vücudunun yeme içmekten alacağı kuvveti ters tüketir. Ters tükendi mi o adam zaten ters tükenir, çöker, göçer, gider. Onun için az yiyip, zikir kuvvetiyle işi dengeye alan ve
vücudunu manevi gücüyle taşıyan kimse olmaya dikkat edeceksin. Manevi gücü almayan adam bir müddet sonra;
- Vay başım, vay kıçım, vay karnım, vay ciğerim, vay bağırsağım, vay kalbim. Demeye başlayacak. O zaman hekimler diyecek ki,
- Bunu yeme, bunu içme, buna banma, haşlanmış, kaynamış pilici haçala ye, yağ yiyemezsin, tuz yiyemezsin, meyve bu yenir, bu yenmez.
Sayısız nimetleri birkaç taneye indirir. O vücut artık teleme olur. Manevi güç de onu desteklesin, bir de doğru kabir yoluna. Az yiyip, manevi gücü çalıştıran kimse, o az yemeyi manevi gücüyle telafi eder, geçinip gider. Ruhaniyeti olan adamın 100 fırın ekmek yemiş gibi kuvveti olur. Zahiri yeme içmeye kendini adamış olan adam100 fırın ekmek yese, alacağı kuvveti 24 saat zarfında ruhani kuvvetten alır.
Ferdi ayakta tutan ruhani kuvvettir. İnsan topluluklarını da ayakta tutan, manevi güçtür. Maneviyatı inkar ettiysen sıfırlanacaksın. Manevi gücü inkar eden toplumlar sıfırlandı. Şimdi millet din dedin mi, maskaraya alıyor, namaz niyaz dedin mi küfür ediyor. Yani din ve maneviyata ait ne söylesen, ne kadar evirip çevirip fayda söylesen, hikmet söylesen, gene de eşek hoşaftan anlamaz, gene küfür eder, gene şeytanın dediğini söyler.
Onun için namazsız, niyazsız, dinsiz imansızların konuştuklarına dikkat et, hepsi kaset gibi birbirlerinin aynıdır, fark etmez. Hepsi o üç kelimenin içerisinde gezerler.
Manevi gücü inkar eden adamdan hayır kalmaz. Öyle insanı yanında da çalıştırma çünkü hebadır, o seni ezer. Senin tükenmene de sebep olur. İbadeti inkar edeni kabul etme.
Kulluğu reddedeni kapına uğratma, Faydası yoktur, zararı vardır. Yasak iş yaptığından onun uğursuzluğu senin üzerine iner, ezer geçer. Zaruret miktarından fazla onlarla oturma. Manevi gücü olmayan adamlarla oturdukça, senin manevi gücünü de o çeker. O güçten almaya çalışır. Onlarla düşüp kalkma tehlikelidir. Senin terazini bozar, ruhaniyetin zayıflar, biterde. Ancak Cenab-ı Hak’kın izniyle devam eden manevi güç talebinde olan kimselere temsilde hata olmaz. Damla usulüyle koca ağacı beslerler, dışarıdan baksan;
- İmkanı yok, damlayla koca ulu bir ağaç nasıl olur? Dersin. İşte o damla günler geçer, haftalar, aylar geçer o ağacı besler. Onun için her
zahiri güç, merakları olan ne varsa onlara da manevi güç aşılaması yapılır.
- Manevi güç aşılaması nedir?
Her yapacağın işe Besmele ile başlarsan onu maneviyata dahil etmiş olursun. Besmeleyi unuttun mu maneviyatı olmayan cansız bir ameldir, cansızdır, ruhsuzdur ,ölüdür. Besmelesiz iş ölüdür, ölü doğmuştur. O işe hayat verecek
“Bismillahirrahmanirrahim” demeden başlanan her iş ölü doğmuştur. Ondan bir netice beklenemez.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden
Destur, destur alalım ki meclise hükmedebilelim, meclise hükmetmese faydası yok.
Meclise hüküm, kalplere hükümdür. Hazır olan kimselerin kalbine hükmederse o zaman söylenen sözde bir fayda hasıl olur. Mensup kimse, onda o kuvvet görünmeye başlar ve meclise hükmeder ve inayet inzal olur. İlahi inayet ve yardım yeryüzüne iner ve o kimselere yetişir. Hüküm, evvel ve ahir Cenab-ı Hak’kındır.
Kısa diye düşünürsün uzun boylu söyletir. Evvela bu bir sohbettir. Mecburi olarak herkese söylediğimizi kabul ettirmek fikrinde değiliz, lakin söylenen söz sana yarayacak bir şeyse, nefsin tarafını tutma, ona sahiplik etmeye bak. Çünkü bu bir ticarettir, Ahirete ait olan bir ticarettir ve Ahirette sana yarayacaktır. Kıyamet gününde arayacaksın, çünkü Allah için aradığın kısmetleri aradığın zaman, Ahirette bulacaksın. Sana o Allah için yaptığın amel fayda verecektir. Bulamazsan satın almaya imkan yok. Başkasının defterinden senin defterine yazılması da yok.
Dünyada olan mükellefiyetini ihmal etmemeye çalışacaksın. Allah için hizmet yaptığında; Allah sana hizmetine karşılık zahiri kuvvetlerden başka manevi kuvvetler de verecek.
İnsan manevi güç almaya başladı mı, vücudun zafiyeti gider. Manevi güç, yemekten gelen güce benzemez. Çok yiyen insan olur lakin bir işe yaramaz. Çok raziyet olur, nefsini toylayamaz, ruhaniyetiyle ayakta durmaz. Sen, ruhaniyetiyle ayakta duranlardan olmaya bak. Yeme içmeyle olmaz. Yeme içme kuvvetiyle hayat, hayvan hayatıdır.
Hayvanlardaki hayat, yemeden içmeden gelen kuvvetle olur. Sen yeme içmenin dışında sana kuvvet verecek, sana şevket verecek, saadet getirecek, heybet giydirecek, afiyet giydirecek amele bak. Mevcut ruhaniyet, maddi olan gücü daima mahkum eder, yener. Yeme içme hastası olma. İnsan yeme içme hastası oldu mu; vücudu yük altına koyar demektir.
Yeme içme hastası kendi vücudunu kendisi ezer ve manevi cihetten de ona bir destek olmaz. Boyuna cismani vücudu çalıştırır ve yıpranır, ruhaniyette de yoktur. Zahirde yıpranmaya başlayan vücudu ayakta tutacak ruhaniyet de olmayınca hemen aşağıya iner. Onun için çok dikkat edilecek meseledir ki 20. Asrın insanı onu çok ihmal etmiştir.
20. Asrın insanı yaşamı, yeme içmeye bağlamıştır. Yiyeceksin, içeceksin, ayakta duracaksın lakin ruhani olan gücünü takviye edemeyen, ruhani olan gücünü beslemeyen kimse; cismani vücudunun yeme içmekten alacağı kuvveti ters tüketir. Ters tükendi mi o adam zaten ters tükenir, çöker, göçer, gider. Onun için az yiyip, zikir kuvvetiyle işi dengeye alan ve
vücudunu manevi gücüyle taşıyan kimse olmaya dikkat edeceksin. Manevi gücü almayan adam bir müddet sonra;
- Vay başım, vay kıçım, vay karnım, vay ciğerim, vay bağırsağım, vay kalbim. Demeye başlayacak. O zaman hekimler diyecek ki,
- Bunu yeme, bunu içme, buna banma, haşlanmış, kaynamış pilici haçala ye, yağ yiyemezsin, tuz yiyemezsin, meyve bu yenir, bu yenmez.
Sayısız nimetleri birkaç taneye indirir. O vücut artık teleme olur. Manevi güç de onu desteklesin, bir de doğru kabir yoluna. Az yiyip, manevi gücü çalıştıran kimse, o az yemeyi manevi gücüyle telafi eder, geçinip gider. Ruhaniyeti olan adamın 100 fırın ekmek yemiş gibi kuvveti olur. Zahiri yeme içmeye kendini adamış olan adam100 fırın ekmek yese, alacağı kuvveti 24 saat zarfında ruhani kuvvetten alır.
Ferdi ayakta tutan ruhani kuvvettir. İnsan topluluklarını da ayakta tutan, manevi güçtür. Maneviyatı inkar ettiysen sıfırlanacaksın. Manevi gücü inkar eden toplumlar sıfırlandı. Şimdi millet din dedin mi, maskaraya alıyor, namaz niyaz dedin mi küfür ediyor. Yani din ve maneviyata ait ne söylesen, ne kadar evirip çevirip fayda söylesen, hikmet söylesen, gene de eşek hoşaftan anlamaz, gene küfür eder, gene şeytanın dediğini söyler.
Onun için namazsız, niyazsız, dinsiz imansızların konuştuklarına dikkat et, hepsi kaset gibi birbirlerinin aynıdır, fark etmez. Hepsi o üç kelimenin içerisinde gezerler.
Manevi gücü inkar eden adamdan hayır kalmaz. Öyle insanı yanında da çalıştırma çünkü hebadır, o seni ezer. Senin tükenmene de sebep olur. İbadeti inkar edeni kabul etme.
Kulluğu reddedeni kapına uğratma, Faydası yoktur, zararı vardır. Yasak iş yaptığından onun uğursuzluğu senin üzerine iner, ezer geçer. Zaruret miktarından fazla onlarla oturma. Manevi gücü olmayan adamlarla oturdukça, senin manevi gücünü de o çeker. O güçten almaya çalışır. Onlarla düşüp kalkma tehlikelidir. Senin terazini bozar, ruhaniyetin zayıflar, biterde. Ancak Cenab-ı Hak’kın izniyle devam eden manevi güç talebinde olan kimselere temsilde hata olmaz. Damla usulüyle koca ağacı beslerler, dışarıdan baksan;
- İmkanı yok, damlayla koca ulu bir ağaç nasıl olur? Dersin. İşte o damla günler geçer, haftalar, aylar geçer o ağacı besler. Onun için her
zahiri güç, merakları olan ne varsa onlara da manevi güç aşılaması yapılır.
- Manevi güç aşılaması nedir?
Her yapacağın işe Besmele ile başlarsan onu maneviyata dahil etmiş olursun. Besmeleyi unuttun mu maneviyatı olmayan cansız bir ameldir, cansızdır, ruhsuzdur ,ölüdür. Besmelesiz iş ölüdür, ölü doğmuştur. O işe hayat verecek
“Bismillahirrahmanirrahim” demeden başlanan her iş ölü doğmuştur. Ondan bir netice beklenemez.
Not; Ş.Nazım Kıbrısi Hz. sohbetlerinden

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder